Köşe Yazıları

Erman Cinasoğlu, “Kemal Din girmediği seçimin kazananı olacak”

Kemal Din girmediği seçimin kazananı olacak

Rahmetli Süleyman Demirel’in siyasi literatürümüze giren ‘Siyasette 24 saat çok uzun bir süredir’ sözünü bir kez daha kanıtlayan, ilginç bir haftayı geride bıraktık. Gerçi son on gündür fısıltı şeklinde dolanıyordu ama ortada resmi bir açıklama olmadığı için dillendirmek pek mümkün değildi. Buna rağmen geçtiğimiz hafta yazdığım yazının son bölümündeki merak edilen konular kısmının üçüncü maddesinde, üstü örtülü olarak böyle bir şeyin mümkün olup olamayacağını sormuştum. ‘20 Şubat öncesinde aday olarak açıklanan isimlerde değişiklik olur mu?’ diyerek bir şeylerin sinyalini zaten vermiştik. Nihayetinde ciddi bir değişiklik oldu ve İyi Parti Adayı Kemal Din adaylıktan çekildi. Pazartesi günü ilçe binasında yapılan toplantıda da, birkaç gün öncesinde adaylığı açıklanan Yavuz Selim Din’in adaylığı netlik kazandı. Yavuz kardeşimi tebrik ediyor, çıktığı yolda başarılar diliyorum.

Gelelim konunun neden buraya geldiğine. Bir gün öncesinin akşamına kadar seçim çalışması yapan Kemal Din neden bir iki günde böyle bir karar verip kendini geri çekti?

Bir sefer Kemal Din Kocaali’de siyasetin kitabını yazmış kurt bir siyasetçi. Kimin, nereye, ne kadar etki edebileceğini bilen, hangi hamlenin nasıl karşılık bulabileceğini çok önceden öngörebilen duayen bir kişilik. Kemal başkan böyle bir adım attıysa ‘Vardır bir bildiği’ diyerek, bildiğinin ne olduğu üzerine konuşmaya başlayalım.

Öncelikle süreçte düğümün asıl çözüldüğü nokta, hiç şüphesiz Ak Parti adaylarının kesinleştiği geçtiğimiz hafta Cuma günüydü. İl genelinde birçok teşkilat iktidar partisinin açıklayacağı ismin sahadaki konumuna göre aday profili belirledi, sonrasında da isimler netleşmeye başladı. Kocaali bu konuda nispeten daha erken harekete geçen bir ilçe olarak ön plana çıksa da halen netleşmeyen birçok konu vardı ve bunları geçen hafta maddeler halinde yazmıştım.

Ak Parti’nin Turan Yüzücü hamlesi sol seçmenin olduğu kadar aynı zamanda Cumhur İttifakı dışında kalan, MHP kökenli ve İyi Partili seçmenin de oyunu alabilmek için yapılmış kritik bir hamleydi. Kaldı ki Yüzücü, toplumun her kesiminden teveccüh görebilen samimi bir kişilik. Geride kalan bir haftalık süreçte oldukça yoğun bir tempoda sahaya indi. Aday adaylığı sürecinin başlamasından itibaren teşkilattan ve teşkilatın çalışmalarından zaten hiç eksik olmayan Yüzücü’nün sokakta ciddi bir karşılık bulduğunu son bir haftada daha net gördük. Evet, sahaya tam teçhizat inmek konusunda çok geç kaldılar ama bu açığı kapatabilecek zamanları kısıtlı da olsa halen var. Ancak son güne kadar sıkı çalışmaları lazım.

Kemal Başkan’ın bu noktadaki handikabı gördüğünü ve adaylıktan çekilme kararının, Yüzücü’nün elini rahatlatmak için yapılmış stratejik bir hamle olduğunu düşünüyorum. Bu benim şahsi görüşüm. Bu tür konular her ne kadar parti içi gündeme gelse de bazen aleni şekilde dillendirilmez. Ve bu iş bir nevi satranç gibidir. Her hamlenin sonucu er ya da geç karşınıza çıkar. Sonucun ne olabileceğini kestirebilmek için de sahayı ve süreci iyi okuyabilmeniz gerekir.

Öncelikle Millet İttifakı’nda, İyi Parti’nin seçime hür ve müstakil girme kararından sonra yaşanan kırılmanın Kocaali’de de karşılık bulduğunu görmek lazım. Buna rağmen muhalif taban ittifak konusunda ısrarcı oldu ve teşkilatlara baskı yaptı. Bu arada birkaç isme adaylık teklifi gitti. Bunlardan birisi, Cumhur İttifakı dışında kalan tüm partilerin bir araya gelmesi durumunda ortak adaylığı düşünebileceğini söylemişti. Keza diğerleri de öyle. İşleyiş de şöyle olacaktı. Diğer partiler ya aday çıkarmayacaktı ya da siyasi tabirle tavşan aday çıkaracaklardı. Ancak böyle bir uzlaşı mümkün olmadı. Hal böyle olunca (adayları şahsi olarak ayrı tutuyorum) muhalefetin sahada matematiksel olarak üstünlük kurması riske girdi. Tam da bu noktada devreye seçmen davranışı giriyor. Bir kısım seçmen ne olursa olsun partisinden vazgeçmez, koşulsuz şartsız destekler. Bir kısım seçmen partisinin adayını veya güçlü gördüğü kendine en yakın adayı destekler, peşinden gider. Bir kısım seçmen ki, bu çok büyük bir orandır. Tercihini son günlere bırakır, kendi hesabını kitabını yapar ve tercihini kazanan tarafta olmak adına kullanır. İşte asıl mesele de burada başlıyor. Son birkaç haftadır hem sol seçmende hem de İyi Parti’ye yakın seçmende Yüzücü’ye karşı teveccüh olduğunu yazmıştık. Hatta ben ciddi muhalif ve siyaseten yetkin bir isimden “Biz kazanamazsak ve Yüzücü kazanırsa zerre kadar üzülmem” sözünü canlı olarak duymuş ve teyit etmiş biriyim. Hal böyle olunca ve saha da eğilimini belli edince teşkilat ve başkan Din böyle bir kart açmış oldu. Ve bunun sonuçlarını ilerleyen günlerde göreceğiz. Zira şimdiden bir şey söylemek imkansız.

Şimdi merak edilenleri maddeleyip noktalamak istiyorum. 1- Kemal Din’in bu hamlesi sahada nasıl karşılık bulacak? 2- Kemal Din parti ayrımı gözetmeksizin binlerce oyu peşinde taşıyabilecek bir isim. Yavuz Selim bu kitleyi koruyabilecek mi? Ve üzerine gençlerden ekleme yapabilecek mi? 3- Kemal Din’e gönül veren seçmende tepki oyu oluşacak mı? Olursa hangi adaya ne kadar yansıyacak? 4- BTP Adayı Refik Alemdar ve Bağımsız Aday Bahadır Muslu fırsattan istifade denge bozabilecek bir oy potansiyeli yakalayabilecek mi? 5- Turan Yüzücü sağ seçmenden Recep Erdoğan’a kayması muhtemel oy açığını sol seçmen ve İyi Parti seçmeninden telafi edebilecek mi? 6- İyi Partili olup da Cumhur İttifakı’na yanaşmayan seçmenin ciddi bir bölümünün Mithat Sarı’ya yönelmesi muhtemel. Peki bu Sarı’yı daha etkili bir yere taşıyabilecek mi?

Elbette köprünün altından daha çok su akacak ama sandıktan her ne sonuç çıkarsa çıksın Kocaali’de seçimin kazananlarından biri Kemal Din olacak. Kemal Başkan girmediği seçimden galibiyetle ve konumunu güçlendirerek çıkacak. Neden olduğunu önümüzdeki günlerde yazacağım. Şimdilik sağlıkla kalın…