Ciğerimin yarısı

 

Sakarya İl Başkanı Fatma Hanım’ın davetiyle sıcaklığın 40 derecelere vardığı sıcaklıkta çıkmıştım yola…

***

Karasu’da rastladığım (Atatürkçü) dostlarımın; “Mecbur musun bu sıcakta, Sakarya’ya gitmeye?” sorularına; “Evet mecburum… 35 yıldan bu yana Karasu’da kazanamadığımız yerel iktidarı, tekrar yeni baştan nasıl kazanabiliriz” sorularına, yanıt aramak için bu kavurucu sıcakta Sakarya’ya gitmek zorundayım” diyerek ayrılıyordum yanlarından…

***

“Memleket Hareketi” olarak başlatılan siyasi mücadele uzun bir süreç ve bekleyişten sonra partileşmiş ve Genel Başkanı seçilen Muharrem İnce, İl Binası açılışı için Adapazarı’na gelmişti…

***

Merak ediyordum tıpkı 1988 tarihinde halkın umudu olarak siyaset sahnesine çıkan ve adına “Demokratik Sol Hareket” denilen DSP’nin ilk kurultayında Ankara Selim Sırrı Tarcan Spor Salonu’nun, tam ortasında durarak tribünleri dolduran heyecanlı topluluğun kimler olduğunu, hangi halk katmanlarının destek verdiğini gözlemleyen ve ertesi günkü yazısında gerçek halk katmanlarının bu hareketi onun karizmatik lideri Bülent Ecevit‘i iktidara getirebilir inancını verdiğini yazan, rahmetli Uğur Mumcu gibi ben de (son) Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, AKEPE’ye, onun başkanı Erdoğan’a karşı halkı umutlandıran Muharrem İnce’yi ve destekleyenleri gözlemlemeye çalıştım, 40 derece sıcağın altında Adapazarı’ndaki Bosna Caddesi’nde…

***

40 yılını CHP’ye vermiş, usta bir siyasetçi görünümünü, sahne ve mikrofon performansı ile de pekiştiren İnce’ye Sakarya’da her ne şekilde olursa olsun kayıtsız şartsız destek veren ne (eski) İl Başkanı ve kurultay delegeleri ne de TV’lerde, birlikte poz veren, (Eski) ilçe başkanları maalesef yoktu…

***

Acaba diyordum geçmişte Demokratik Sol Parti ve CHP’de yaşadığım delege ilçe başkanı, il başkanı olabilme uğruna, (hileli seçimlerle) kirlenen (bazı) parti içi yarışmalar bahanesiyle eski CHP’lileri partiye almama yeni insanlarla yeni bir yol prensibiyle yola çıkan Demokratik  Sol Parti’de yaşadıklarım, İnce’nin partisinde de hakim olan görüş mü olacak? (Zira, Parti Genel Sekreteri, eski Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu’ya sorduğum; “başka CHP’li milletvekilleri de katılacaklar mı partinize” sorusuna, biz onlardan öyle bir davranış beklemiyor, arkaya bakmadan yolumuza devam ediyoruz diyordu)

***

Acaba diyordum, Demokratik Sol Parti’de Genel Başkan (Rahmetli) Rahşan Ecevit’in karşısına, Sakarya il ve Karasu ilçe başkanlarıyla çıkıp, Belediye Başkanlığına talepkar olduğumu, aday olduğum takdirde DSP’nin bayrağını, Karasu’da göndere çekebileceğim inancıma karşılık Rahşan Hanım’ın; “Evladım seni tanıyor ve güveniyorum… Ama bizim seçimi kazanmak gibi bir derdimiz yok bu dönemde… (1989 yerel seçimleri) biz seçime katılalım ve SHP’nin kazanmasına engel olalım, SHP engelini ortadan kaldırdıktan sonra iktidar olabiliriz diye cevaplayan anlayış mı hakim görüş olacaktı Memleket Partisi’nde?

***

Bu acabalarımdan sonra, bugünkü CHP Genel Merkez yönetimlerine dönüp, 1994 yerel seçimlerinde, İstanbul’da Zülfü Livaneli SHP’den, Ertuğrul Günay CHP’den, Necdet Özkan da DSP’den seçime girerek, Ankara’da ise SHP’nin Korel Göymen‘i, CHP’nin ise eski Ankara Belediye Başkanı Ali Dinçer’i aday göstererek yüzde 0.45 gibi küçük bir farkla, kaptırdıktan sonra 25 yıl bir daha seçimleri alamadıkları hatta Karasu’da da SODEP’ten Belediye Başkanı olmuş (Rahmetli) Selahattin Tatlı’nın DYP’den, yine SHP’den Belediye Başkanı olmuş Sedat Büyük‘ün DSP’den, Muzaffer Tatlı’nın da CHP’den aday olup başımıza musallat olan siyasal İslamcı iktidar ile yaşadığımız felaket yıllarını unuttular diye düşünüyordum…

***

40 yıl partinin her kademesinde şerefiyle görev yapmış en son da Cumhurbaşkanı adayı olarak oyları 25 yıl sonra ilk defa yüzde 30’ların üzerine çıkarmış Muharrem İnce’nin partiden ayrılmasına müsaade edilmemeliydi… (Hatta güvendiğim kaynaklardan edindiğim bilgiye göre, partinin başına Sayın İnce, Cumhurbaşkanı adayı da Kılıçdaroğlu olarak birlikte omuz omuza vererek, Sosyal Demokrat iktidara yürüme teklifi CHP yönetimince kabul görmemiş…) Zira İnce, Genel Başkan olduğunda Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde başarısız olan yöneticilerle, yola devam etmeyecekti.)

Son söz olarak; 

Ekmeleddin gibi gerici bir zihniyetle birleşen, (Meral Akşener tavır koymasaydı)  Abdullah Gül gibi siyasal İslamcı, dinci zihniyeti kabul edebilen bir yönetim İstanbul’da yüzde 42 oyla efsaneleşen Mustafa Sarıgül’ü, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, 17 yıl sonra ilk defa Erdoğan’ı yeniyoruz inancını başaran, Muharrem İnce ile barışamayan CHP, yine geçmişte “Sol” da yapılan hatalarla umutları bir 19 yıl daha mı ertelettirecek bizlere?

“Ciğerimin yarısını” Adapazarı’nda bırakarak (her şeye rağmen) umutlarımı söndürmeden dönüyordum çeyrek asırdan fazla “karanlıkta yaşadığım Karasu’ya”