Cehennemi satın alan adam

 

Dinin, kullananların elinde oyuncak olduğu 1600’lü yıllarda kiliseler cennetten arazi satıyorlardı…

***

Papazlar ve kilise bu şekilde hem zenginleşiyor hem de güçleniyordu… Cahil olan “Halk” da “ölünce cennette yerimiz hazır olsun” heyecanı ile bu oyuna alet oluyordu…

***

Martin Luther adında bir papaz, dinin kullananların elinde, zenginleşme ve güç edinme aracı olarak kullanıldığını söyleyince mahkemeye verilir.

***

Çıkarıldığı mahkemede yargıçlara şöyle seslenir; “İnsanları, cehennemle korkutup cenneti, para karşılığı satıyorsunuz. Sıkıysa cehennemi satsanız ya” diye söylenir…

***

Yargıçlardan biri; “Cehennemi kim alır ki?” der… Martin Luther; “Ben alıyorum, parası neyse vereyim” der…

***

Yargıçlar, aralarında fikir birliğine varırlar ve cehennemi bedava verdiklerini Martin Luther’e söylerler. Martin Luther de, duruşma sonucunu merakla bekleyen dışarıdaki halka, “Cehennemi satın aldım. Cehennem artık benimdir. Bundan sonra oraya kimseyi almayacağım. Korkmayın” diye seslenir…

***

Cehennem korkusu kaybolan ve özgür beyinlere kavuşan “Halk” böylece kilise baskısından kurtulmuştur.

***

İşte, “Almanya Aydınlanması” 500 yıl önce sıradan ve çok akıllıca olan, bu olayla başlamıştı…

***

2021 yılındaki gözü yaşlı, ülkem Türkiye’ye gelince; 19 yıldan beri Atatürk ve arkadaşları tarafından bin bir emekle kurulan Cumhuriyete utanmadan, sıkılmadan, fütursuzca “100 yıllık parantez” diyerek, 2023’te de bu parantezi kapatıp artık, “Kendi Hikayesini Yazma” devresine geldiklerini söyleyen, iktidardaki AKEPE tarafından yönetilmektedir…

***

İktidar oldukları süre çerisinde, (Sözde) demokrasi ve özgürlük söylemleriyle, Liberalleri… Çözüm süreci kandırmasıyla, Kürtçüleri… Yerli ve milli söylemleriyle, Ulusalcılardan, Ülkücülere kadar değişik kesimleri, müttefik olarak kullandılar bu 19 yıllık iktidarları süresinde…

***

Bu ülkenin, kurucu değerleri tarafından ülke tapusunun tüm emperyalist güçlere kabul ettirildiği, Lozan Antlaşması’nın imzalandığı 24 Temmuz gününü, gölgelemek amacıyla, zaten ibadet yapılan “Ayasofya Camii’nin ibadete açılması törenleri…”

Kendilerinin imzaladığı İstanbul Sözleşmesi’nden içerisinde hiç adı geçmeyen “Eşcinselliği”, teşvik ettiği gerekçesiyle çekilerek “Medeni Hukuk anlayışını gölgelemek” istemeleri…

Millet yerine ümmet anlayışını adım adım yerleştirme amacıyla “Öğrenci Andının kaldırılmasını…”

Hukuk Akademisyeni (?), TBMM Başkanı Şentop’un, İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiği gibi, denizlerimizin güvencesi olarak, 1936 yılında imzalanan, “Montrö Anlaşmasından” vazgeçebileceği imasını vermesi…

Cumhuriyetin ve demokrasinin en büyük güvencesi Türk Milletinin gözbebeği, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin okullarına, tarikatçıların yerleşmesine yol açabilecek olan giriş koşullarını değiştirmeleri ile hedeflerinin laik Cumhuriyet olduğu artık ayan beyan ortaya saçılan bu faaliyetlere rağmen, muhalefetin “yapamazlar, yıkamazlar” diye diye gelinen yer artık burası…

***

19 yıldan bu yana, muhalefetin beceriksizlikleri ve parti içi kavgaları ile meydan boş bırakılmış, AKEPE istediği gibi at koşturmuş, keyfi ve yandaş kullanılarak ülke yandaş müteahhitlere soydurularak, karanlıklara doğru yol alan gözü yaşlı ülkemde, bu korku imparatorluğunu yıkacak, yıpranmamış, genç ve donanımlı bir “Önder” beklenmiş ulusça…

***

Zira, değişimini bir türlü beceremeyen muhalefet, inandırıcılığını yitirmiş, kamuoyu yoklamaları ile kararsız seçmen oyları en büyük muhalefet haline gelmiş…

***

Tıpkı cehennemi satın alarak, cennet satın almak için sıraya giren o yığınlara; “Korkmayın cehennemi ben satın aldım… Artık oraya kimseyi sokmayacağım” deme cesaretini gösteren Martin Luther gibi bir önder…

***

Yoksa AKEPE son bir ayda dahi gösterdiği uygulamalarla, Türkiye Cumhuriyeti Devlet yapısını “Atatürk Aydınlanmasındaki” rayından çıkararak, 2023’te çalınacak düdükle, artık “film bitti” denilerek, “Dinci Devlet Yapısı” ile “Halifelik” sistemi ile kurulacak “Tek Adam” diktatörlüğü ile idare edilen, ortaçağ karanlığına doğru hızlanan bir “Ortadoğu devleti” olacak…