Çalıştay’da Çatalbaş raporlarını sundu

 

Sakarya Büyükşehir Turizm Çalıştayı, Perşembe günü toplandı. Yapılan toplantıda SATSO 17. Meslek Komitesi Başkanı ve Karasu Belediyesi BBP’li Meclis Üyesi Mehmet Çatalbaş deniz turizmi ile ilgili olumlu – olumsuz ve eksik yönlerini rapor halinde katılımcılara sundu.

 

DENİZ TURİZMİ

Perşembe günü Sakarya Büyükşehir Turizm Çalıştayı, Sakarya Üniversitesi Konferans Salonu’nda toplandı. Düzenlenen toplantıya Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Sakarya Valisi Çetin Oktay Kaldırım, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce ve ayrıca Sakarya Üniversitesi, Büyükşehir Belediyesi, Ticaret ve Sanayi Odası temsilcileri ile bazı kurum, kuruluşların ilgili müdürleri, ilçe belediye yetkilileri katıldı. Çalıştay’da Karasu Belediyesi BBP’li Meclis Üyesi ve 17. Meslek Komitesi Başkanı Mehmet Çatalbaş sunum yaptı. Doğa, kırsal, sağlık, kültür, gastronomi, spor, deniz uluslararası organizasyonlar iş ve kongre, markalaşma, tanıtım faaliyetleri ve akıllı turizmin konuşulduğu Çalıştay’da, deniz turizminin Komisyon Başkanlığını Kocaali Belediye Başkanı Ahmet Acar üstlendi. Karasu Belediyesi’ni ise, Başkan Yardımcısı İsmail Karakaş temsil etti.

TURİZM BAŞKENTİ

Toplantıda 17. Meslek Komitesi Başkanı Mehmet Çatalbaş, Karasu, Kocaali ve Kaynarca ile ilgili turizm raporlarını katılımcılara sundu. Çatalbaş, “Sakarya’da turizm denince ne aklımıza geliyor” diyerek konuşmasına başlayan Çatalbaş, “Bugün ilimizde çok önemli bir toplantı tertiplenmektedir. Sakarya tek başına bölgenin, ülkemizdeki kültürlerin harmanıdır. Bunun ne kadar farkındayız? Son yıllarda dünyada olduğu gibi ülkemizde de, dolaysıyla ilimizde de doğa turizmi öne çıkmaktadır. Bu anlamda ilimizin Kuzey’inin öne çıktığı kanaatindeyim. Turizm denince aklımıza ne geliyor? Deniz turizmi, Sakarya’mızı bugüne kadar Kuzey ülke kamuoyunda öne çıkardı. Artık yüzümüzü dağlara, derelere, kırlara ve ormanlarımıza, kısacası hayat kaynaklarımıza dönmeliyiz. Bölgemiz Kaynarca, Karasu ve Kocaali ilçelerimiz tarımın ve turizmin başkentidir” ifadelerini kullandı.

GERÇEKÇİ PLANLAR

Biz de bu özeliklerimize göre daha fazla ayağı yere basan, gerçekçi planlamalarımızı hayata geçirmeliyiz” diyen 17. Meslek Komitesi Başkanı Mehmet Çatalbaş, konu ile ilgili önerilerini de sundu. Çatalbaş, “Kaynarca ve Karasu ilçelerimizin kıyıdaş olduğu Acarlar Longozu’nu daha fazla geç kalmadan korumaya almalıyız” dedi. Konu ile ilgili yapılması gerekenleri de söyleyen Çatalbaş, “Longozun etrafı mutlaka koruma amaçlı çevrilmelidir. Longoz bölgesinde yapılan zirai faaliyetlerde verim artışı ve zararlı mücadelesi için kullanılan kimyasal ilaçların kullanımı engellenmeli. Bu gaye doğrultusunda bölgede bulunan mahalle muhtarlarımız ve  belediyelerimiz koordineli çalışma yapmalılar. Uzun vade de longozun etrafındaki arazilerin koruma amaçlı kamulaştırılması için şimdiden harekete geçilmeli” şeklinde konuştu.

KAYNAK AYRILMALI

İlimiz kültürlerin ve tarihin izlerini taşımakta” diyerek sözlerine devam eden Çatalbaş, “Bu güne kadar yapılan çalışmaların yetersiz olduğu kanaatini taşımaktayım. Tarihi yapıların ve kültürlerin gelecek nesillere taşınması için sorumluluklarımız var. Bu konularda önerilerim ise, mahallerimizdeki tarihi yapı, bina ve konut dahil envanteri çıkartılmalı. Yapıların varsa sahipleri ile işbirliği içerisinde gerekli ihya çalışmaları için gerekli kaynaklar ayrılmalı” dedi. Doğa yürüyüş alanları ve sayfiye bölgeleri ile ilgilide sunumda bulunan Mehmet Çatalbaş, “İlimiz bu anlamda bizler yeterince farkında olmasak da çok zengin. Kuzey bölgelerimizde özelikle Kocaali ilçemizde bulunan Çam Dağı ve Maden Deresi gibi oldukça güçlü destinasyon barındırmakta. Bu alanlar kış turizmi ve yürüyüş parkurları açısından daha öne çıkartılabilir” diye belirtti.

GÖREV DÜŞÜYOR

Yerel yönetimlere bu konuda önemli görevler düşmektedir” diyen Mehmet Çatalbaş, “Zaman zaman her iki bölgemizde kendiliğinden gelişen ziyaretçi hareketliliği yaşanmakta. Örneğin Kocaali Çam Dağı bölgemiz küçük dokunuşlarla bölgenin kırsal kalkınmasına dolaysıyla eko turizminde ülkede öne çıkabilir. Keza Maden Deresi ya da kanyonu mevcut ulaşım, tarihi havuzların, baraj alanının restorasyon çalışmaları ve alternatif yaya yolları ile birlikte bir bütün olarak çevre düzenleme sorunu giderilerek ülkede gerçekten marka bölgesi olmasının önünü açılabilir” dedi. “Karasu Yeni Mahalle, Sakarya Nehri ve Melen Çayı bize ne ifade ediyor” diyerek konuşmasını sürdüren Çatalbaş, “Tarih boyunca medeniyetler su etrafında sulak bölgelerin kıyılarında kurulmuştur. Sakarya olarak biz de bu anlamda oldukça zengin bir içerik barındırıyoruz” diyerek konuşmasını sürdürdü.

GEÇ KALINMAMALI

Sakarya Nehri’nin Karadeniz’e döküldüğü Karasu Yenimahalle ve Kocaali ilçemizde akan Melen Çayı etrafında bugüne kadar hiçbir şekilde, dişe dokunur, işte bu diyebileceğimiz bir çalışma hayata geçirilemedi” diyen Çatalbaş, “Halbuki dünyada ve ülkemizde oldukça örnekleri olan bu tür bölgelerde yapılması gereken çalışmalar bellidir. Bu iki akarsuyumuzu biz turizme nasıl kazandırabiliriz, nasıl bölge ekonomisine katabiliriz bunun çalışmalarını ifade etmeliyim ki düşünememişiz. Bugün farklı illerimizde yapay göllerle, akarsularla donanımlı sayfiye alanları oluşturulduğuna kendim şahidim. Büyükşehir Belediyemiz bu anlamda marka şehir marka nehirlerimiz adı altında projeleri daha fazla geç kalmadan hayata geçirmeli” dedi. Mehmet Çatalbaş, kültürlerin hayat bulduğu şehrin Sakarya olduğunu belirterek açıklamalarına devam etti.

HAYATLARINI RENKLENDİRMEK

Çatalbaş, “Şehir şartlarında yaşayan insanlar tek düze hayatlarını renklendirmek için kültür turizmine yöneldiği, görünür bir gerçek. İlimizin çok kültürlü bir il olduğunu da biliyoruz. Bu kültürlerimizin, mimari ve gastronomi başta olmak üzere, gelenek göreneklerin yaşatıldığı alanlar bakımından oldukça zenginlik barındırmakta. Bu zenginliklerimizi doğru içerikle ilimiz adına paylaşmak ya da pazarlamak için yapmamız gerekenler var. Bunların başında ilçe merkezlerimizde yerel müzeler kurulacak. Köylerimizde restorasyonu yapılmış yerel mimariyi içerir yapılarda kültür pansiyonculuğu yapılmalıdır. İnsanlar ziyaret ettikleri bölgelerde otantik bir noktada geçmişin izlerine dokunarak konaklamak isterler. Eko turizmin hayat bulduğu, yani konakladığı bölgede doğal ortamda hangi ürün yetişiyorsa onu yerinde, görerek tüketmeyi tercih ediyorlar” dedi.

TEHLİKEYE ATMAMALIYIZ

Son yıllarda bölgemizin lojistik avantajlarından dolayı ülkedeki farklı sanayi dallarının bölgemize OSB gibi farklı adlarla gelmek istedikleri biliniyor” diyen Çatalbaş, “Sakarya ile maalesef dünyanın en verimli topraklarını barındıran ak ovalarını bu anlamda gerçekçi değerlendirmediğini biliyoruz. Ancak denizlerimizi, nehirlerimizi, dağlarımızı, akarsularımızın olduğu bölgelerde bu tür sanayi oluşumlarının, özellikle doğayı bir bütün olarak, uzun vadede onarılmaz yaralar açacak sanayi dalları konusunda net olmalıyız. Bugünün kazancı için yarınların geleceğini tehlikeye atmamalıyız. Bugün dünya eko turizmi ve temiz tarım yönünde hızla ilerlemektedir. Turizmde her şeyden önce temiz çevreyi ön plana çıkarmalıyız. Kimse baca filtrelerinin olduğu bölgede güneşlenmez. Kirli suların aktığı bölgelerde piknik yapmaz. Fabrika bacalarından çıkacak zehirli gazların altında üretilen tarım ürünlerini tüketmez. Yazlık konut satın almaz. Onun için bu konularda gelecek nesiller adına kati bir pozisyon almak, bugün biz yetişkinlerin öncelikli görevlerinden olmalıdır” dedi.