14 Ağustos 2020 Cuma

SAKARYAKUZEY

Öğretmenler Günü ardından...

REMZİ AKBAŞ

REMZİ AKBAŞ

E-Posta : rmz.6754@hotmail.com


Geçtiğimiz Pazar günü her yıl olduğu gibi yine "24 Kasım Öğretmenler Günü" fragmanı tekrar edildi.

Aradan geçen onlarca yıllara rağmen öğretmenlerin sosyal, ekonomik ve idari sorunları tam olarak çözülmüş değil. Ve her yıl başka sorunlar eklenerek devam ediyor.  Oysa her 24 Kasım geldiğinde bir dizi iyileştirme yapılacağından bahsedilir.

Eğitim sisteminin çehresi, özellikle son altı yılda ciddi bir dönüşüme uğradı. Şüphesiz ki bu dönüşüm, siyasi iktidarın amaç ve hedefleri kapsamında planlı bir şekilde hayata geçirilen politikaların sonucundan öte bir şey değildi. Ancak, eğitim gibi toplumun geniş kesimlerini doğrudan etkileyen bir kamu hizmetinin örgütlenme ilkelerinde yaratılan değişim, söz konusu hizmetin işgücünü, yani öğretmenleri de doğrudan olumsuz etkiledi ve etkilemeye de devam ediyor.

Böylesi bir dönemde öğretmenler, ekonomik krizden güvencesiz istihdama, özlük haklarının kaybından taleplerinin yok sayılmasına kadar fazlasıyla sorunla yüz yüze kaldı. Üstelik öğretmenlerin talepleri, Bakanlık tarafından hazırlık aşamasında olduğu ilan edilen 1. kademe öğretmenlere 3600 ek gösterge üzerinden aylık bağlanmasını içeren  “Öğretmenlik Meslek Kanunu” veya “2023 Eğitim Vizyon Belgesi”nde en küçük karşılığını dahi bulmadı.

*

Şu bir gerçek ki;

Öğretmenlerin hür irade ile eğitim ve öğretim müfredatını öğrenme ve uygulama şansı bulunmuyor. Siyasi iktidarın yönlendirdiği müfredata göre görev yapmak zorunda bırakılıyor. Buna bir şekilde "jakoben müfredat sistemi" de denilebilir. Her ne kadar Milli Eğitim Şüra'larında eğitim-öğretim sorunları konuşulsa da bakanlık siyasi plan doğrultusunda uygulamayı yapmaktadır.

OECD’nin yayımladığı ‘Dijital Beceriler 2019’ raporuna göre, Türkiye’de öğretmenlerin yüzde 20’si, bilişim ve iletişim teknolojilerini kullanma konusunda yetersiz ve kendini geliştiremiyor.

Türkiye’de eğitimciler sıklıkla bilişim ve iletişim teknolojileri için gereken becerileri edinmek ve kullanmakta zorlanıyor. Öğretmenlerin yüzde 20’si teknoloji açısından gelişmiş çalışma ortamlarında problemleri çözmede zorluklar yaşıyor, düşük bir performans gösteriyor.

Raporda, dijital becerileri edinmeleri ve eksikliklerinin giderilmesi için okullarda öğretmenlere destek sağlanması öneriliyor. Eğitimcilerin bu desteği alamazsa teknolojiyi kullanarak öğrencilerinin gelişimlerine yeterince katkıda bulunamayacağı vurgulanıyor. Ülkelerin öğretmen eğitim programlarını bu yaklaşımla ele alması tavsiye ediliyor.

Öğretmen sorunları bununla bitmiyor. Dahası da var. Örneğin şehir dışından tayini yapılan öğretmenlerin kalıcı daire bulmaları büyük güçlükler yaratıyor. Bulsalar bile maaşlarının üçte birini kira olarak harcıyor. Bu konuda "Öğretmen Evi" sorunu ortaya çıkıyor. Devlet TOKİ kanalıyla bu sorunu çözebilir. Yine bölünmüş aile çocuklarının psikolojik sorunları noktasında büyük zorluklar yaşanıyor. Zihinsel farklılıkları bulunan öğrencilerin karma eğitim sistemi içinde yer alması da öğretmenlerin en zorlandıkları görevleri arasında yer alıyor.

*

Eğitim-Sen'in "5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü"nde, “Öğretmen Dünya Değiştirir” diyerek başlattığı kampanya kapsamında, 30.10.2018 - 12.11.2018 tarihleri arasında 2 bin 424 öğretmenin görüşüne ulaşarak “Öğretmenlerin Ekonomik ve Mesleki Sorunlarına Bakış Anketi”ni gerçekleştirmişti. Anket sonuçlarında genel olarak öğretmenlerin göstermelik resmi kutlamalara ya da boş vaatlere değil, sorunlarına gerçekçi çözüm üretilmesine ihtiyaç duyduğu ortaya çıktı.

Yapılan anketlerde öğretmenlerin en çok ekonomik zorluklarla karşı karşıya kaldıkları öne çıkıyor. Kendilerini değerli hissetmeyen, kafalarına göre özel sektörde iş bulabilecek olanlar mesleklerini bırakmayı dahi düşündükleri belirtiliyor. Bu arada torpilini bulup kendilerini belediyelere atanların sayısı da bir hayli fazla olduğu biliniyor.

Bütün bunlar bize şunu gösteriyor?

Ekonomik krizin derinleşmeye başlaması, maaşların enflasyon karşısında giderek erimesi, toplu sözleşme hükümlerinin emekçiler lehine hükmünü yitirmesi herkesi olduğu gibi öğretmenlerin yaşamlarını da fazlasıyla olumsuz etkiliyor.

Özellikle farklı istihdam biçimlerinin ücret, özlük hakları gibi başlıklarda içerdiği eşitsizlik ve güvencesiz istihdamın MEB tarafından temel istihdam biçimine dönüştürülmesi, “Ücretli/Kadrolu/Sözleşmeli şeklinde öğretmen istihdamının ayrıştırılmasının, öğretmenlik mesleğinin geleceği açısından bir tehdit olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 94’lük bir orana çıkıyor. “Öğretmenler Kurulu’nda alınan kararların hayata geçirildiğini düşünmeyenlerin oranı yüzde 68’i buluyor.

*

Sonuç:

Öğretmenler, ülkenin dört bir yanında, her türlü olumsuz koşullarla mücadele ederek, görevlerini yerine getirmeye çalışıyor. Çünkü her öğretmen, eğitimin her türlü yapısal sorununa rağmen eşitlikten, barıştan, laiklikten, özgürlükten, insandan ve emekten yana aydınlık nesillerin yetişmesinde katkısının olduğunu biliyor ve bunun tarifsiz mutluluğunu yaşıyor. 

Ancak içinden geçtiğimiz ekonomik krizde gün be gün ücretleri eriyen eğitim emekçilerinin içine itildiği buhranın boyutları görmezden geliniyor. Türkiye ekonomisinde yaşanan olumsuz gelişmeler, Türk Lirası’nın aşırı değer kaybı, saklı enflasyonunun yüzde 20’lere dayanması, tüm toplum kesimlerini olduğu gibi, bir milyonu aşkın eğitim ve bilim emekçisinin çalışma ve yaşam koşullarını da etkiliyor.

Unutulmamalıdır ki öğretmenleri “hükümet memuru” gibi kılınmak istenen bir toplumun geleceği, iktidarda bulunan partinin ufkuyla sınırlıdır. Kendisine verilen hukuksuz ve siyasi talimatlara itiraz edemeyen, ettiğinde ise kendisini işsiz olarak bulan bir öğretmenin, öğrencilerine özgür düşünceyi, sorgulamayı, soru sormayı öğretmesi mümkün değildir. Öğrencilerini evrensel değerlerle tanıştıramayan, öğrencinin yaratıcılığının gelişmesine, potansiyellerinin farkına varmasını sağlayamayan öğretmenin yerine getirebileceği tek şey “hükümet memurluğu”dur.

Halbuki eğitim hizmetinin temel amacı, öğrencilerini özgürleştirmek ve bunun gerçekleşebilmesi için de öğretmenlere güven ve cesaret vermek, onlara güvenceli çalışma ortamı yaratmak olmalıdır. 

Atatürk'ün şu sözüyle yazımı noktalıyorum:

"... Hiçbir zaman hatırlarınızdan çıkmasın ki, Cumhuriyet sizden 'fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür' nesiller ister." (1924, Ankara) 


28 Kasım 2019 Perşembe 10:59
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

CHP’DEN HAYIRLI OLSUN ZİYARETİ

Cumhuriyet Halk Partisi Karasu İlçe Başkanı Aykut Süt, ilçe yönetimi ile birlikte Karasu Kaymakamı Dr. Ahmet

ONLAR ERDİ MURADINA

Ayşenur Sağır ve Dursun Tunca dünya evine girdi. Çifti bu özel gününde sevenleri de yalnız bırakmadı.

MUTLULUĞA İMZA ATTILAR

Özlem Dinç ve Serhat Çelik, Perşembe günü gerçekleşen nikah töreni ile birbirlerine “Evet” dedi. Çiftin

MHP, HELVACI’YI ZİYARET ETTİ

Milliyetçi Hareket Partisi Karasu İlçe Başkanı Münir Ali Kara, yönetim kurulu ile birlikte geçtiğimiz

TUĞÇE’NİN ZAFER’İ

Zafer Öztürk ve Özgün Tuğçe Çelebi muhteşem bir düğün töreni ile dünya evine girdi. Öztürk ve Çelebi

ŞEN, ASKERE GİTTİ

Karasu Haber İnternet medyası Spor Müdürü Ahmet Şen ve Zehra Şen’in oğlu Rıfat Recep Şen, asker gitti.

SAKARYA - HAVA DURUMU

SAKARYA
bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort şişli escort escort istanbul yeni escort escort bayan ataşehir escort mecidiyeköy escort beylikdüzü escort sakarya escort kocaeli escort escort bayan bodrum bodrum bayan escort
şişli escort şirinevler escort