20 Ekim 2018 Cumartesi

Tatlılıkla Bu İşi Çözeriz de...

MÜNİR ALİ KARA

MÜNİR ALİ KARA

E-Posta : munirali@yahoo.com

Ferizli eski Belediye Başkanı Karasu yeni Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Kaşkaş göreve geldi.

Kaşkaş’ı Ferizli’de çalıştığı dönemden tanırım. Sağlam çalışır. Şeriatın kestiği parmak acımaz ilkesine göre hareket eder ve kuralları herkese aynı şekilde uygulamaya çalışır. Akrabacılığa, sülaleciliğe pek önem vermez. Zaten ikinci seçimi kaybetmesinin nedeni de budur. Ferizli’nin ondan önceki ve ondan sonraki haline bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız.

Kaşkaş ödeme ve zabıtayı devraldı.

Alır almaz da ödemelere denetim getirdi. Mesela Karasu Belediyesi çek almamaya başladı (Bu Hüdaver Ağun’un fikriydi ama uygulamak Kaşkaş’a nasip oldu. Ağun’un da hakkını yemeyelim bu konuda çok ciddi mesafe kat etmişti).

Belediyenin gelirlerini artırmak için de çeşitli etkinliklerde bulunuyor Kaşkaş. İskanların peşine düştü mesela yazlıkçılar buradayken. Çok akıllıca. Bunda da Reşit Çakmak ile uyumlu çalışıyorlar. Orada da Reşit Abi’nin hakkını yememek lazım.

Neyse konu o değil.

Konu zabıtanın Karasu Atatürk Bulvarı’ndaki trafiğe kapalı alandaki uygulaması.

Bu uygulamanın da haksız olduğunu söylemek mümkün değil.

Kaldırım işgali konusunda birbiri ile yarışan esnafımıza süpermarketlerin ve mobilya mağazalarının da eşlik etmesi gerçekten düşündürücüydü.

Neticede uygulama başlar başlamaz bu kurumlar da kendilerine çeki düzen verdi.

Ancak şu konuda anlaşalım:

Bulvar’daki esnafa her daim ulaşırsınız. Yaz-kış kaçma şansı yok onların. Oradalar. Hatta günün her saati dükkanlarındalar. Ne zaman isterseniz uyarabilirsiniz.

Ancak sahil kenarında artık işi vurkaççılığa kadar getirmiş olan ucube tezgahlara yazın önlem alınsa, kışa doğru, sahildeki işler hafiflediğinde Bulvar’a dönseniz daha kolay olmaz mı?

Bulvar’daki esnafın da söylediği bu zaten.

Yaz aylarında çığrından çıkan sahildeki işletmelere müdahale edilemezken “vurun abalıya” yöntemi ile Bulvar esnafında yüklenmek ne derece adaletli o kısmı tartışılır.

Yani demem o ki yaz aylarında yüksek ciro yapan onun dışındaki 10 ay Karasu’nun kahrını çeken esnafa yüklenmek ve sadece iki aylığına gelip tabir uygunsa piyasanın kaymağını alan, hiçbir kaydı olmayan esnafa göz yummak adaletli değil…

Karasu Atatürk Bulvarı’ndaki esnaf mallarını kendi rızası ile geri çeker, içeri de alır hatta zarar veriyorsa topluma dükkanını da kapatır. Ama sizden bir şey bekler, sahildeki saçma sapan uygulamaları düzenlemenizi.

Diğer türlü bu işi kısa vadede çözmemize imkan olmaz…

 

Yazmayacaktım ama…

Biliyorsunuz yol ile ilgili bir şey yazmıyorum.

Nedenini de daha önce yazmıştım. Karayolları’ndaki bir yetkili abimizi arıyorduk bir sıkıntı olduğunda. Ayda birkaç kez rahatsız edip kendisine Karasu’daki yolların aksayan yönlerini aktarıyorduk. O da Allah’ı var en hızlı şekilde çözüyordu. Defalarca aynı gün içinde halledilmiş sorunlar var, gazete sayfalarında yer almadan.

Günün birinde kendisini aradım ve yine bir sorunu aktardım. O da bana, “Yahu Münirciğim, gazete yönetmeni anlıyorum, sorunları yazmadan halletmeni anlıyorum ve gerçekten söylediğin her nokta gerçekten çok hayati. Biz de elimizden geleni yapıyoruz. Ama senden başka kimse bu sorunlardan rahatsız değil mi? Meslek odası başkanı ya da kooperatif başkanları yok mu” dedi. Ben de kendisine “İnanmayacaksın ama benim arabam bile yok” dedim ve bir daha da sadece bayram tebrikleri için aradım. Onun dışında rahatsız etmedim.

O günden beri de yol konusunda yazı yazmıyorum, bilenler bilir.

Gene de yazmayacağım. Ama sadece merak ediyorum, 17 Ağustos Parkı’nın önündeki alanı darlaştırıp, ambulans yolunu daraltan, yolun ortasına kadar araba park edip, bırak ambulansı iki arabanın yan yana geçmesine bile engel olacak şekilde arabalarını bırakan insanlar ölmeyecek mi?

Onların hiç hastası olmayacak mı?

Onlar yüzünden biri ölürse hiç vicdanları sızlamayacak mı?

 

Bir akıllı sensin ya

Karasu Atatürk Bulvarı’nda oturuyoruz. Oradaki pastanelerden bir tanesinin önünde. Adam Garanti Bankası’nın bulunduğu alandaki dubaların olmamasını fırsat biliyor ve aracını sokuyor içeri. Hepimiz bakıyoruz. İstanbul plakalı bir araba. Masaların arasından ustaca manevra yapıyor. Yayalara ait yolda önüne çıkan yayalara korna çalıyor el hareketleri vasıtasıyla yolu açtırıyor. Sonunda da bir alt caddeye inmeyi başarıyor. Süper…

Yine bir başka gün aynı yerdeyiz. Bu defa bir banka aracı bankadaki işini bitirip geri geri son hız yine trafiğe kapalı alandan çıkıyor. E tabi banka aracı sürücüsü İstanbullu kadar kıvrak değil.

Arkada kendine ait olduğunu sandığı yolda yürüyen bir yayaya çarpıyor. Zavallı kadın yere düşüyor.

Ama kapitalizmde para insan canından kıymetli. Muhtemelen araçta para var. Şoför de inemiyor aşağı, yanındaki görevli de…

Kadın yerde.

Çevreden gelenler kurtarıyor. Araçtakiler üniformalı ya. Kimse bir şey demiyor. Sanki üniforma haklılık veriyor insanlara. Biz uzaktan yetişene kadar banka aracı uzaklaşıyor. Kadını çevredekiler teselli ediyor. Kadın “Bir şeyim yok” diyince de olay kayda geçmiyor.

Bir başka gün bisikletli bir çocuk benim yanımdaki arkadaşıma çarpıyor. Biz hatalıymışız gibi bakıyor ve “zil çaldım duymadın mı” diyor…

Engelli vatandaşlar araçları ile çıkış yapacaklar, oraya da araba park edilmiş oluyor. Engelli vatandaş bulvarda mahsur kalıyor.

Allah aşkına Karasu Atatürk Bulvarı’na bir tane zabıta kabini koyun.

Kurallara uymayanlara da ceza kesin.

Size yemin ediyorum Karasu Belediyesi’nin bütçesindeki açık ciddi derecede kapanır.

Bulvar’da yayadan çok motosiklet ve bisiklet olacak yakında.

Kuralsızlık kural olmasın ne olur…

 

 

İslamiyet’te çifte standart var mı

Mart ayı içinde dedemi kaybettim. Ölümün her türlüsü ani olduğundan tüm sevenlerinize haber veremiyorsunuz. Bunun için bir yöntem belirlenmiş adına da “sala” diyorlar. Biz de bu yolu deneyelim dedik. Aldığımız cevap “Karasu merkezinde olanlar dışındakilerin salası verilmiyor” dediler. Biz de saygı gösterdik. Hani normalde cenazesi olana saygı gösterilir ya normalde bizde cenazesi olan saygı gösteriyor.

İnsanlar rahatsız olmasın sizin ölmenizden, ses kirliliği olmasın. Gidin bir köşede sessiz sedasız ölün.

Peki.

Pazartesi günü öğlen saatinde okunan salanın anlamını biri bana söylesin o zaman…

Yani bir yakınınızın ölmesini haber vermek için verdiğiniz saladan rahatsız olduğu halde pazartesi günü okunan saladan rahatsız olmayan Müslüman kim?

İslamiyet’te çifte standart var mı?

 

 

Karasulu olamadık biz

Sokakta çocuğunuzu başkasıyla kavga ederken görseniz ve çocuğunuz da dayak yiyor olsa girip kendi çocuğunuza girişir misiniz?

Biz girişiyoruz şu an.

Karasu dışarıdan gelenlerden dayak yiyor biz de kendimizi hiç sorumlu hissetmiyoruz. Ağız burun dalıyoruz Karasu’ya.

Kimimiz çöp atıyor kimimiz nara.

“Biz buranın sahibiyiz ulan” diyoruz ama kimin umurunda.

Kaç tanemiz Karasu dışından gelen insanlara örnek oldu? Kaç tanemiz yere çöp atanı uyardı? Kaç tanemiz trafik kuralına uymayan vatandaşı örnek bir şekilde ikaz etti? Lafa gelince “Biz Karasu’nun sahibiyiz” ama icraata gelince yok!

Karasulu önce Karasu’yu sevecek!

Burasını bir ganimet olarak bir talan yeri olarak düşünmeyecek!

“Ben Karasuluyum” demesine gerek olmadan davranışları ile bunu ifade edecek.

Her şeyden önce birbirini sevecek!

Karasu’ya müdahil olacak. Yeri geldiğinde “hoop hemşerim, ne yapıyorsun, burası Karasu” diyecek.

Dedik mi? Yok!

Her şeyi devletten beklemeyelim. Kendi dükkanımızın önündeki kavgalara, küfürleşmelere müdahil olurken tedirginlik yaşıyoruz. Çünkü sevmiyoruz yan komşumuzu. Esnaf olmayı, birbirimizle dayanışmayı başaramamışız çünkü. Biz kavgayı ayırırken yumruk yesek yan komşumuz üzülür mü onu bile bilmiyoruz. Sevmiyoruz ki birbirimizi güvenelim!

Birbirimizi sevmiyoruz ki Karasu’yu sevelim. Karasu’yu sevmiyoruz ki “Burası bizimdir” diyelim.

Allah diyor ki “Birbirinizi sevin. Selam verin!”

Ben birbirine selam vermeyen esnafların, birbirini sevmeyen insanların, Karasululuğu sindirmemiş insanların bu ilçeye hiçbir fayda sağlamayacağını biliyorum.

Önce birbirimizi sevelim, sonra örnek olalım.
Göreceksiniz dışarıdan gelenler sizin koyduğunuz nezaket kurallarına sizden fazla uyacak…

 

Hacı ama gerçek

Geçen hafta yazdığımız faiz ile ilgili yazının ardından Ali Hoca bir olay anlattı.

Hacının biri bankadan vade sonu faizini alıyor. Oturmuş bankacı kızın karşısına çayını yudumluyor. Kızımız da sol eli ile çay bardağını ağzına götürmüş. Bunun üzerine hacı amca, “Kızım sol el ile içme haram olur” demiş. Hanım kızımızda “İyi de hacı amca sağ elim dolu, senin faizini hesaplıyorum” demesin mi…

 

Hocam sana kaç vereyim

Biz yaşlandık artık. Bizim zamanımızda hocalar kutsal sayılırdı. “Eti senin kemiği benim” denir, ceket iliklenmeden hocaların yakınından geçilmezdi.

Saçlar düzgün tıraş edilir, sabahları tören yapılır okula sıra ile girilirdi.

Hoca sınıfa girince ayağa kalkılır, Gülten Çalışkan arkası dönükken bile yapılan hataları görürdü.

Sınıflarda aramalar yapılır, sigara suç aleti sayılırdı.

Maaşları azdı belki öğretmenlerimizin ama itibarları her şeyi satın almaya yeterdi.

Ve daha önemlisi notu öğretmenler verirdi bizim zamanımızda, öğretmenlere not vermek haddimize değildi…

 

 

Twitter günlüğüm

Bir tokat için gül bahçesini bozan dost değildir. Onu kaybettiğine değil ona ayırdığın zamana yan…

Ben sana ağlayamazsın demedim beni anlayamazsın dedim. O gözyaşlarını eve götür şimdi…

“Ölüyorum” “Öl ilk ölen sen misin” duyarsızlığında yaşamak lazım aslında hayatı…

“Ya istediğim gibi olmazsa” demeyi bıraktığımdan beri işlerim rast gidiyor.

En sevdiğim şiirin ilk mısrası gibisin. Söylemesini seviyorum ama gerisini getirememekten korkuyorum…

İnsanlara güveniyorum. En çok güvendiğim insan ise her zaman kendimim…

Öyle acıklı hikayeler dinledim ki küçükken gökten elma düşüyordu kafalara, hem de üç tane. Felaketti yani…

 

 

Fıkra köşesi

Temel'in annesi ölmüş.

Cenaze namazında bir kenarda duruyormuş. Soranlara, "Ben cenaze namazı kılmayı bilmiyorum" diyormuş. Bir müddet sonra kayınvalidesi ölmüş. Namazda Temel'i en ön saflarda görenler, "Hani sen cenaze namazı kılmayı bilmiyordun" diye sormuşlar. Temel’den cevap: Bu cenaze namazı değil ki, bayram namazı…


02 Eylül 2014 Salı 00:27
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • bumudur

    Misafir 03 Eylül 2014 11:44 hastası olana işi olmayana belediye tarafından kaldırımlarda sokaklarda tezgah açtırmak hangi kitapta yazmakta.bunca esnafın hakkını göz ardı etmeye nasıl vicdanları dayanmakta.hastası olana durumu olmayanı belediye işe alsın.sokaklar işgal edilmiş durumda,kaldırımlardan ne engelliler nede bebek arabalarıyla anneler gidebilmekte,göreve gelindiğinden buyana elle tutulur gözle görülür bir icraatları varmıdır.sistemin adamı olmayacam diyenleri karasu çok gördü,sokaklar seyyar dükkanlara döndü,bu habere göre benim yorumumun hiçbir anlamı yok çünkü herşey düseldi yada düzelecek.sayın başkan ve başkan yardımcıları eşlerini kollarına takıp şu kaldırımlara kahvehane önlerine bir çıksınlarda göreyim,bebek arabasıyla Atatürk bulvarından hükümet konağına kadar gidebilen gelsin yüzüme tükürsün...

ÜLKE GÜNDEMİ

YUSUF DEMİRCİOĞLU'NDAN ÇİFTE SAADET

Karasu Aziziye Mahallesi tiyatro topluluğu kurucularından Yusuf Demircioğlu, reklam ve dizi kariyerine bir yenisini

SAKARYA KARA TESLİM

Sakarya Valisi Hüseyin Avni Coş'un, Pazartesi günü Sakarya genelinde okulları tatil etmesinin ardından gözler

SAĞANAK YAĞIŞ GELİYOR

Kar yağışının Çarşamba gününden beri ülke genelinde ve Sakarya'da etkisinin sürdürmesinin ardından Devlet

YENİ YILA KARLA GİRECEĞİZ

Aralık ayının bitmesine günler kala kara kış kendisini kapıdan gösterdi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün

SAATLERİ GERİ ALMAYI UNUTMAYIN

Yaz saati uygulamasının sona ermesiyle saatler, bu cumartesiyi pazar gününe bağlayan gece yarısından sonra,

1 KASIM 2015 SEÇİM SONUÇLARI

Türkiye, 1 Kasım Pazar günü sandık başına gitti. Tüm yurtta olduğu gibi Karasu ve Kocaali'de de erken seçim

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

SAKARYA - HAVA DURUMU

SAKARYA