25 Haziran 2018 Pazartesi

Sakarya Kuzey Slogan

SUSUYOR BAŞKAN

MÜNİR ALİ KARA

MÜNİR ALİ KARA

E-Posta : munirali@yahoo.com


Karasu'da onca şey olurken Belediye Başkanı susuyor.

Başkan yardımcıları ikiden üçe, üçten dörde, dörtten beşe çıkıyor. Herkes "Bu kadar başkan yardımcısı mı olur" derken Başkan susuyor.

Sonra Başkan yardımcıları altıya çıkacak oluyor. Bir memura yer açıldığı dedikoduları dolanıyor ortalarda. Başkan susuyor.

"Karasu'da kum çalınıyor" deniyor. Zira bir miktar kum da gerçekten azalıyor. Başkan yine susuyor.

Karasu Belediyesi'nden işçi çıkarılacağı konuşuluyor. Başkan yine susuyor.

Sonra işçilerin çıkarılmayacağı, ücretlerinin düşürüleceği ve "İşine gelenin" çalışacağı konuşuluyor. Başkan yine susuyor.

Evi saldırıya uğruyor. Susuyor.

Aracının camları kırılıyor. Susuyor.

Eşinin aracına saldırıldığı konuşuluyor. Gene sunuyor.

Basın mensubuna saldırıldığında ise, "O da kamusal alanda çekim yapmasaydı" diyor.

Ve o zaman anlıyorsunuz ki Başkan iyi ki de susuyor.

Onca zaman susan başkan ilk defa konuşuyor. Konuştuğunda da bunu söylüyor...

Sabahattin Yavuzyiğit'in bir lamba fıkrası var. Uygun olursanız dinleyin. "Adamın ağzı kokuyormuş" deyin o gerisini anlatır size...

 

Türkmen köyü olamaz mı

Karasu'ya Irak'tan Türkmen akışı oluyor. Gelmemeleri en hayırlısı olsa da geldiklerinde artık çok yapacak bir şey olmuyor.

Bu kişilerin kendi kültürlerini yaşayabilecekleri özel bir alan ayrılsa ve bu şekilde bir kültür paylaşımı yaşansa acaba nasıl olur?

Zor şartlarda ülkemize sığınan bu insanların yaşam şartlarını gidip yerinde gördüğümde içim sızladı.

Bu insanların buraya kadar gelmemesi için mücadele etmeliydik. Ama madem ki geldiler bu kazadan en az hasarla kurtulmanın yollarını aramalıyız.

 

O kartı neden tanımıyorsunuz

Türkiye Cumhuriyeti'nde devletin sözü geçmiyor.

Türkiye'ye giriş yapan Türkmen sığınmacılara bir kimlik belgesi verilmiş. Belge verilirken de "Bu belge ile işlem yaptırdığınızda sizden sağlık bedeli, su ve elektrik ödemesi alınmayacak" denilmiş.

Ancak Karasu'ya gelen sığınmacılardan su aboneliği için tahsilat yapılmış Elektrik aboneliği için de para yatırdıklarına ilişkin belge ellerinde.

Adamlara devlet söz verse ne olur devletten büyük SEDAŞ ve SASKİ var...

 

Su fiyatları ayarlanmalı ama...

Malumu aliniz Karasu'da su fiyatları 2.45 liradan 1 liraya geriledi. Bunun için mücadele edenlerden bir tanesi de Sakarya Kuzey adına bizdik. Şimdi aynı durum Kocaali için geçerli. Aynı yerden su alan iki ilçeden bir tanesi 1 liraya su içerken diğeri 2 küsur lira ödüyor.

Karasu'da su 1 liraya içilebildiğine göre bu su aslında 1 liraya mal edilebiliyor.

Kocaali'nin yüksek ödemesinin önüne geçilmesi lazım.

Ancak SASKİ'den edindiğimiz bilgiye göre bu konuda bir ayarlama yapılması gündemde.

Ancak ayarlama için bulunan yöntem enteresan. Karasu'nun su fiyatı 1.50'ye çıkarılacak, Kocaali'nin su fiyatı 1.50'ye indirilecek ve fiyatlar bu şekilde eşitlenecek.

Ama benim başka bir önerim var, ikisini de 1 liraya indirin.
Aksi halde yüzde elli zammı neden yaptığınızı sormaya ve sizi de biraz yormaya başlayacağız. Bilginize...

 

Kar tatili verince...

Her kar yağışında vali beylerin twitter hesaplarının takipçi sayısı artıyor.

Kar her yağdığında artı 300-400 kişi görmek mümkün. Neden peki? Ve kim bu artan takipçi?

Ya öğretmen ya öğrenci...

Okulların tatil olup olmadığını öğrenmek için bekliyor da bekliyor.

Sonunda devlet aslında aciz olduğunu itiraf ediyor. "Biz okullarda eğitim verecek durumda değiliz. Yollarımız perişan. Biz de çaresiziz. Siz başınızın çaresine bakın" deniyor ve takip mutlu sonla noktalanıyor.

Bizim yönetim İsveç'te, Finlandiya'da falan olsa var ya okullar hiç açılmazdı. Allah oraları koruyor.

Peki bundan sonra ne oluyor?

İnternet kafeler devletten daha güçlü çıkıyor. Bir bakıyorsunuz çocuklarımız internet kafelerde.

Alışveriş merkezleri devletten daha güçlü. Çünkü öğretmenlerin büyük çoğunluğu kar tatilinden dolayı okula gidememenin mağduriyetini sinema salonlarında gideriyor.

Aynı günlerde doktor, hemşire, polis hizmet etmeye devam ediyor. Mesela aynı vali, "Bugün hava şartları olumsuz olduğu için hiçbir polisiye olaya müdahale edilmeyecektir" ya da "Hastanelerimizde hasta kabulü yapılmayacaktır" dese ne hissederdiniz?

Peki bundan sonrası da enteresan.

Öğretmenlerimiz giremedikleri derslerden dolayı maaşlarını ve giremedikleri ek derslerin ücretlerini alıyor.

Maaş tamam ama ek ders sizce de biraz abartı değil mi?

"Neyse devlet verdi biz aldık" denebilir bu dünyada. Öbür tarafa da gidip gelen olmadığına göre orada ne deneceği bizi ilgilendirmez.

Peki bu esnada taşımalı sistem ne oluyor?

Gerçekten bilmediğim için soruyorum. Bu adamlar taşımalı sistemden para kazanıyordu. Şimdi bu adamlara paralarını versen yapmadıkları işin parasını ödemiş olursun, yok paralarını vermesen bu defa da adamı mağdur etmiş olursun.

Öğretmeni ek dersine kadar düşünürken bu adamı da düşünmek gerekmez mi?

Ya da kantincinin durumu ne?

Bir ayda kantini açık tutabileceğiniz gün sayısı 20 civarında. E sizin bir ayda 6 gün tatil ettiğiniz oldu. Bu adamın kirasını nasıl alıyorsunuz? Duyduğumuza göre tam alınan kiraların tatil günler düşülüp paraların iadesi gündemdeymiş. Peki yeterli mi?

Kantinci devlete güvenerek işe girdi. Devlet okulu açık tutacak diye eleman tuttu. Kendi özel hayatına "Şu kadar gelirim var. Demek ki ev taksidine girebilirim" diyerek yön verdi. E siz okulu açmadınız. Adamdan kirasını almadınız ama adam da ev kredisini ya da bir başkasına olan borcunu ödeyemedi. Aynı şekilde taşımalı sistemde olan da mağdur oldu.

Siz okulu tatil ederseniz birileri sizin yüzünüzden haram yer, birileri sizin yüzünüzden ödemelerini yapamaz.

Ve en önemlisi birileri sizin yüzünüzden, sizin yolları açamamanız, sizin devlet görevini yerine getirememeniz yüzünden eğitiminden olur.

Türkiye geleceğinden olur.

Ama siz bu son söylediğimi en son düşünürsünüz...

 

Habere giderken ne yapmalı

Karasu'da 5 yılı aşkın bir süredir gazetecilik yapıyorum. 2000 yılından bu yana da çeşitli kurumlarda kuruculuktan muhabirliğe kadar her alanda çalıştım.

Sorarsanız okulunda da okudum.

Ülke çapında yayın yapan gazetelerde çalıştım. Sonunda da Allah nasip etti Karasu'da sizin karşınıza çıkma imkanımız oldu.

Olaylara tek yönlü bakmayı sevmem. Satırlar kadar satır aralarını da okurum. Sadece beni sevenleri değil sevmeyenleri de dinlerim. Konuşmakla tüm sorunların halledilebileceğine inanırım. Bütün iletişimciler de buna inanır.

Bir hareketi yapmadan önce önerilen şudur: Ben bunu yaptığımda ya da söylediğimde acaba sorunun çözümüne mi katkı sağlarım yoksa yeni bir sorun mu ortaya çıkarırım?

Şimdi Hacı Abanoz'u tanıdığımı sanıyorum.

Cihan Emre'yi de...

İkisinin de yapısını az çok biliyorum.

Hatta aralarındaki akrabalık ilişkilerine kadar.

Ancak işin içine şiddet girdiğinde bi durmak lazım.

Hürriyet'te çalışırken ben de bu şekilde bir saldırıya maruz kalmıştım. Güreş müsabakasında antrenör bana saldırmaya kalkmıştı. Elimdeki objektifi söküp adamın kafasına vururken buldum kendimi. Daha sonra da kafası yarık adamdan bizi affetmesini isterken...

Şimdi birine vurmadan önce elli kere düşünmek lazım. Başka çare var mı yok mu diye.

Yapılan hareketi bir başkası savunmasız birine yapsaydı da aynı tepkiyi verirdim. Basın mensubu kendisine dert anlatan herkesi dinler ve çözümün bir parçası olmaya çalışır. Adamların basına bilgi verme hakkı yoksa ve siz onların amiriyseniz gereken işlemi yaparsınız. Uyarıda bulunmanıza bile gerek yok.

Türkiye hukuk devleti. Neyse o.

Ama siz kalkıp işi yumruğa, kaba kuvvete dökerseniz ondan sonra elinizde nur topu gibi bir sorununuz daha olur. Hayırlı olsun.

Saldırının kamu adına hizmet yapan basın mensubuna üstelik de en savunmasız olduğu çekim anında yapılması da ayıbın ötesinde bir davranıştır.

Olay yargıya intikal ettiği için bu anlamda olayla ilgili çok bir şey söylemeyeceğim. Ancak olayın hem öncesini hem de sonrasında yaşananları bildiğim için üzüntü içindeyim.

Karasu Belediye Başkanı'nın özür dilememesi, Karasu Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü'nü iki kez aramama rağmen gerekli açıklamayı yapacağını söylemesi ama yapmaması...

Seviyorum Karasu'da yürüyen sistemi.

Ama unutmayın basın adalet gibidir. Bir gün herkese lazım olur...

 

Ege Üniversitesi dediğin yer

Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Mezunu olduğumu utanarak söylüyorum.

Ege Üniversitesi'nde kapıdan içeri girdiğinizde abdullah öcalanın resimlerini görürsünüz. Sarı-kırmızı-yeşil bez parçaları sarılıdır her yanda. Bölücü militanlar bildiri dağıtır ve çadırda kalırlar. Derse girdiklerini falan da duymadım. Edebiyat Fakültesi ile İletişim Fakültesi önü onların mekanıdır.

Bırakın öğrencileri hocalar arasında bile bunların adamları vardır. Bir şekilde üniversiteye kendilerini aldırmış ve öğrencileri bölücülüğe teşvik etmektedirler.

Ha bu arada polis mi?

O hiçbir zaman resmi üniforma ile içeri giremez.

Rektörlük izin vermez çünkü.

Ama o arada sadece ülkücü diye bir genç öldürülür. Şehit edilir.

"Bizi yasa dışı halay çekmekten yargıladılar" diye kendini pamuk prenses gibi gösteren şerefsizler cezalandırılmaz.

Böyledir bu iş, taşları bağlayıp itleri salarlar...

 

Twitter günlüğüm

Özleyince saçmalamak normal...

Bilmemek ayıp değil ayıp olan bilmediğini bilmemek...

Belki de masaj, insanın güzel güzel yaşarken kendini ezdirmesi ve neticede de ezilmeden önceki halinin kıymetini anlamasıdır...

Twitter'de @icraservisi beni takip ediyor. Hayrola yoksa netten kredi mi kullandım bilgim olmadan...

Bir tüccar sattığı maldan kaliteli olacak... Ben önce adama bakarım sattığı malı nerden olsa alırım...

 

Fıkra köşesi

Adam kahvaltı masasında kadın birden gelip adamın kafasına tavayı geçirmiş. Adam: "Hayırdır" diyince, "Cebinde Birsen yazılı bir kağıt buldum" demiş. Adam da, "Karıcığım o dün bahis oynadığım atın ismiydi. Unutmayayım diye adını yazdım. Yoksa bir kadının adını neden kağıda yazıp cebime koyayım değil mi" demiş. Konu tatlıya bağlanmış. Ertesi gün kadın yeniden ve bu defa daha şiddetli bir şekilde tavayı adamın kafaya geçirmiş. "Gene ne oldu" diyince, "Senin at aradı. Barda seni bekliyormuş" demiş...


27 Şubat 2015 Cuma 17:59
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

ÜLKE GÜNDEMİ

YUSUF DEMİRCİOĞLU'NDAN ÇİFTE SAADET

Karasu Aziziye Mahallesi tiyatro topluluğu kurucularından Yusuf Demircioğlu, reklam ve dizi kariyerine bir yenisini

SAKARYA KARA TESLİM

Sakarya Valisi Hüseyin Avni Coş'un, Pazartesi günü Sakarya genelinde okulları tatil etmesinin ardından gözler

SAĞANAK YAĞIŞ GELİYOR

Kar yağışının Çarşamba gününden beri ülke genelinde ve Sakarya'da etkisinin sürdürmesinin ardından Devlet

YENİ YILA KARLA GİRECEĞİZ

Aralık ayının bitmesine günler kala kara kış kendisini kapıdan gösterdi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün

SAATLERİ GERİ ALMAYI UNUTMAYIN

Yaz saati uygulamasının sona ermesiyle saatler, bu cumartesiyi pazar gününe bağlayan gece yarısından sonra,

1 KASIM 2015 SEÇİM SONUÇLARI

Türkiye, 1 Kasım Pazar günü sandık başına gitti. Tüm yurtta olduğu gibi Karasu ve Kocaali'de de erken seçim

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

SAKARYA - HAVA DURUMU

SAKARYA

Ziyaretçi Sayacı

Bugün:
0 hit, 0 ziyaretçi, 0 ziyaret
Bu hafta:
2 hit, 1 ziyaretçi, 1 ziyaret
Bu ay:
735 hit, 319 ziyaretçi, 375 ziyaret
Toplam:
411201 hit, 123633 ziyaretçi, 186231 ziyaret