16 Ağustos 2018 Perşembe

Kırıcı olun hatta sövün birbirinize

MÜNİR ALİ KARA

MÜNİR ALİ KARA

E-Posta : munirali@yahoo.com

Referandum sürecine herkes tavrını olabildiğince sertleştirdi. "Terörist" demeyi bıraktık artık sövmeye varıyor işler.

Şu konuda anlaşalım. Tavrı net olan insanları ikna etmeye çalışmak nafile bir girişimdir. Bir parti yönetim kurulu üyesi bir başka partinin yönetim kurulu üyesini ikna etmeyi başaramaz. Sadece birbirlerine bağırdıkları ile kalırlar.

Bu sadece enerji harcamaktan ibarettir. Yapılması gereken kafasında azcık soru işareti olan kişilerle konuşmak ve onlara kendi bakış açınızı anlatmaktır. Bu hem bağrışmaya neden olmayacaktır hem de enerjinizi verimli kullanmış olmanıza yol açacaktır.

Bir başka parti mensubuna karşı haklı da çıksanız sizin dilediğiniz şekilde oy vermeyeceği için kendinizi heba etmenin gereği yoktur.

Onun için kalkıp bir parti mensubunu ikna edene kadar kafasında soru işareti olan on kişiyle konuşmak daha az yorucu olacaktır.

Onun için enerjinizi boşuna harcamamanızı öneririm.

Bir de sosyal medya üzerindeki paylaşımlarımız can yakıcı. Kendi görüşünü açıklamanın ötesinde kendisi gibi düşünmeyenleri aşağılamayı alışkanlık haline getirmiş bir güruh oluştu.

Şu konuda anlaşalım mı? Allah beyni sadece size vermedi. Herkesin beyni var!

Özellikle sosyal medyada, sadece siz düşünebiliyormuşsunuz gibi, sizden başka herkes düşünme yetisini kaybetmiş gibi davranamazsınız.

Kimseye "Yüreğin yetiyorsa" diyemezsiniz! Kimseyi görüşünü açıklamaya ve dahası sizin gibi düşünmeye zorlayamazsınız.

Sosyal medyada küfredemezsiniz. Ettiğiniz küfürler aslında "basın yolu ile hakaret" kategorisinde bile değerlendirilebilir. Çünkü paylaşım yaparken bastığınız butonda "yayınla" yazıyor. Onun için paylaşımlara iki kez dikkat etmek gerekiyor.

Bir görüşü savunmak, sevmek hatta hayranı olmak mümkün. Ancak ne olursa olsun iletişim konuşmakla değil dinlemekle başlıyor. Siz karşınızdakini dinlemediğinizde iletişim kurmuş olmuyorsunuz. Çoğunca o da sizi dinlemiyor oluyor çünkü. İkiniz de kendi halinizde bağrışıp ayrılıyorsunuz. Ve emin olun siz karşınızdaki için ne düşünüyorsanız genellikle o da sizin için aynı şeyi düşünüyor.

Yani bir tartışmadan sonra siz karşınızdaki için "Bu kadar saçma fikre nasıl sahip olabilir" diye düşünürseniz muhtemelen o da sizin için böyle düşünüyordur. Ancak "Onun da haklı olduğu noktalar var" diye düşünürseniz o da muhtemelen sizinle aynı görüşte olacak.

Sözün özü iki günlük dünyada birbirimizi üzmeye gerek yok.

16 Nisan'dan sonra da hayat devam ediyor olacak.

Siyasiler kendi aldıkları kararları bir şekilde uygulayacak ama biz kavga ettiğimiz komşumuzla yüz yüze bakacağız.

Kıymadan dökmeden konuşmak da mümkün. Deneyin bakın çok da zor olmadığını göreceksiniz.

 

Şu serbest kıyafet dedikleri

Okullarımızda serbest kıyafet uygulamasına geçildi. Geçtiğimiz yıllarda alınan bu kararı kimileri siyasi olarak değerlendirdi kimileri insani olarak.

Karar hem sağ kesimden hem de sol kesimden destek gördü.

Çünkü sol görüşlüler özgürlüklerin artırılmasından yana duruyor. Sağ kesimdekiler de kararın kendi iktidarları tarafından alındığını düşünüyor ve dolayısıyla benimsiyor.

Öğrencilerin kendi kıyafetlerine kendilerinin karar vermesi elbette çok güzel bir şey. Ancak her özgürlüğün de bir sınırı olmalı. Sınırların özgür bireyler tarafından çizilmesi elbette ideal olandır. Ancak bahsi geçen özgür bireyler halihazırda ergenlik çağından çıkamamış ve kendilerini tam manası ile ifade edemeyen bireylerdir.

Çocuklarımızın hepsi çok zeki. Hepsi gerçekten kendi kararlarını kendileri verebilecek düzeyde.

Ama yine de yönlendirilmeye ihtiyaçları var.

Kıyafet serbestisi getirilirken de yasal boşluklar ortaya çıkmış.

Mesela serbest kıyafet tanımlaması tam manası ile yapılmamış.

Serbest de ne kadar serbest?

İfadelerde sadece kolların omuz ile dirsek arasının kapalı olması öngörülmüş. Ama okula göbeği açık giden kız öğrenciye ya da sırt dekoltesi olan kıyafete karışılmamış.

Yani bir çocuk yakası tamamen açık, sırtı beline kadar açık ama kolları kapalı bir kıyafet ile okula gidebilir ve yönetmelik de buna karışmaz.

"Yok artık öyle şey mi olur" demeyin zira oluyor. Ben bu şekilde okula giden pek çok öğrenciye rastladım.

Serbest kıyafetin bir başka sakıncası daha var. O da güvenlik. Serbest kıyafetli lise öğrencisi bir başka okula da aynı şekilde girebiliyor. Öğretmenler onca öğrenci arasından derse girdiklerini zor tanıyor. Dolayısıyla dışarıdan gelen birini de bir başka sınıfın öğrencisi zannedebilir.

Eğer o serbest kıyafetli kişi art niyetli ise okul içinde istediğini yapabilir. İstediğine saldırabilir. Okul kıyafeti en azından dışarıdan gelecek olan tehditlerin de önüne geçebilir.

Okul kıyafetinin olması aslında çok daha ekonomiktir ve zaman kaybını azaltır.

Nasıl mı?

Mesela kız öğrencilerimiz sabah kalkıp dakikalarca ne giyeceğine karar vermeye çalışıyor. O kadar ki ders kitaplarını bile dış görünüşü kadar önemsemiyor. Eğer okul kıyafeti olursa bu sorun da ortadan kalkmış olacak.

Öte yandan çocuğuna her ay bir kıyafet almak zorunda kalan veliler de sene başında bir tane okul kıyafeti alacak ve sezon kapanacak.

Her yere gitmenin bir kıyafeti var.

Dışarıda bir tartışma olsa ya da bir sorun yaşandığını görseniz hangi okul müdürünü arayacağınızı bilirsiniz. Okul kıyafeti üstünde olan bir çocuk artık dışarıda sigara içemeyecektir. Çünkü yakalanma ihtimali çok yüksek olacaktır.

Daha bunun gibi onlarca sebep sayılabilir.

Onun için önümüzdeki yıldan itibaren Karasu'daki tüm okulların, hem güvenlik, hem ekonomik, hem de disiplin açısından serbest kıyafet uygulamasından vazgeçmesi gerekmektedir.

Bu talebimize İlçe Milli Eğitim Müdürümüzün de katılacağını düşünüyoruz. En azından bu konunun okul aile birliklerinde gündeme gelmesini ve önümüzdeki yıldan itibaren bu konunun değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

 

Dirayetli durmak

"Bir kararı almaktan daha zor ne vardır" derseniz "o karara sonuna kadar sadık kalmak" derim.

Yöneticilik sürekli doğru karar almak değil aldığın kararı sonuna kadar uygulamaktır. Yöneticiler her zaman doğru karar vermezler ancak karar verme konusunda adaletli davrandıklarına inanırlarsa kararlarını düzgünce uygulamalıdırlar.

Karar verirken ince eleyip sık dokumak kadar aldığı kararın uygulanmasını takip etmek de yöneticinin görevleri arasındadır.

Yönetici karar alırken adaletli olursa da kararları tartışılmaz. Sizin aldığınız bir kararın tartışılmamasını istiyorsanız herkese adil şekilde uygulandığını göstermelisiniz. İnsanlar "Bana böyle davranıyor ama ötekine iltimas geçiyor" diye düşünürlerse sizin dirayetiniz ve yöneticiliğiniz tartışılmaya başlar.

Özellikle siyasiler seçim öncesinde bir takım çalışma arkadaşları ile yol yürümek zorunda kalıyor. Pek çok vaatte bulunmak durumunda bırakılıyor. Ancak göreve geldikten sonra menfaat gruplarından sıyrılmak ve Allah için görev yapmak lazım.

Bu da ancak herkese eşit ve adil durmak ile mümkün olabilir. Siz bir kez adaletli davranmaya başladıktan sonra da herkes size saygı duyacaktır. Evet belki menfaat grupları sizi terk edecektir ama adalet duygusu yüksek olanlar sizin o mevkilerde kalıcı olmanızı sağlayacaktır. Onun için yöneticilerimizi önce adil karar almaya daha sonra da bu kararları dirayetle uygulamaya davet ediyoruz.

 

Kültür Park

Daha önce defalarca yazdık. Defalarca gündeme taşıdık. Kültür Park'ın ağaçlarının kesilmesi oradaki insanları rahatsız ediyor. Geçtiğimiz gün biri geldi, "Senin ev Kültür Park'ın oralarda mı" diye sordu. Artık menfaat o kadar içimize işlemiş ki...

Buradan aklında soru işareti olan tüm okurlarımıza söylemek isterim ki evim Kültür Park'ın yakınında değil. Şimdiye kadar sadece iki kez Kültür Park'a gittim. İkisi de toplantı içindi.

Kültür Park'ın ya da bir başka inşaatın ihalesine giren birinci ya da ikinci derecede bir akrabam yok!

Bir insan sadece kamu malı daha iyi kullanılsın diye yazı yazıyor olamaz diye düşünüyorsanız da bundan sonra beni okumaktan vazgeçebilirsiniz.

Gerçekten bu şekilde bir soruya muhatap olmak beni derinden yaraladı.

Kamu kaynaklarının bu şekilde kullanılmasına da gönlümüz razı olmuyor. Efendim Karasu'da küçük bir araştırma yaptık. SGM 14 milyon 290 bin liraya yapılacak. Yani 14 trilyon 290 milyar...

Karasu'da bir müteahhit tarafından yakın zamanda tamamlanan 350 dairelik bir site 6 milyon liraya yapılmış. Karasu'da yine içinde birden fazla banka barındıran yapı 2 milyon euroya tamamlanmış.

SASKİ tarafından yapılacak 350 kilometrelik boru hattı 40 milyon liraya mal edilecek.

Yani 14 milyon liralık yatırım bizde çok büyük beklentiye neden oldu.

Temennimiz gerçekten kamu kaynaklarının heba edilmemesi. Yani? Yani yetim hakkının yenmemesi.

Onun dışında bir beklentimiz olmadığını bilen bilir. Bilmeyene ne desek boş zaten...

 

Gülümseyen Ölü

Bir gün doktor ölünün üstünden örtüyü kaldırır ve görür ki ölü gülümsüyor. Şaşırarak hemen akrabalarına sorar: Yahu bu mefta neden gülümsüyor ki? Akrabaları cevap verir: Rahmetliyi şimşek çarptığında resmini çekiyorlar sanmış.

 

Twitter

Tuhaftır insanoğlu sen yüz verdikçe yüzsüzleşir...

Zor cevaplar var elimde, kolay sorularla harcamaya kıyamadığım... Güzel sevdalar biriktirdim, kolay vazgeçenlerle paylaşamadığım...

İnsan en azından bir dili doğru düzgün konuşup yazabilmeli...

Dışında kafa olması içinde beyin gizlendiği anlamına gelmez...

"Buradan beni engelleyen arkadaşlarıma seslenmek istiyorum" demiş biri. Ulan sen seslenemeyesin diye engellemiş zaten seni...


31 Mart 2017 Cuma 11:16
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

ÜLKE GÜNDEMİ

YUSUF DEMİRCİOĞLU'NDAN ÇİFTE SAADET

Karasu Aziziye Mahallesi tiyatro topluluğu kurucularından Yusuf Demircioğlu, reklam ve dizi kariyerine bir yenisini

SAKARYA KARA TESLİM

Sakarya Valisi Hüseyin Avni Coş'un, Pazartesi günü Sakarya genelinde okulları tatil etmesinin ardından gözler

SAĞANAK YAĞIŞ GELİYOR

Kar yağışının Çarşamba gününden beri ülke genelinde ve Sakarya'da etkisinin sürdürmesinin ardından Devlet

YENİ YILA KARLA GİRECEĞİZ

Aralık ayının bitmesine günler kala kara kış kendisini kapıdan gösterdi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün

SAATLERİ GERİ ALMAYI UNUTMAYIN

Yaz saati uygulamasının sona ermesiyle saatler, bu cumartesiyi pazar gününe bağlayan gece yarısından sonra,

1 KASIM 2015 SEÇİM SONUÇLARI

Türkiye, 1 Kasım Pazar günü sandık başına gitti. Tüm yurtta olduğu gibi Karasu ve Kocaali'de de erken seçim

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

SAKARYA - HAVA DURUMU

SAKARYA

Ziyaretçi Sayacı

Bugün:
0 hit, 0 ziyaretçi, 0 ziyaret
Bu hafta:
38 hit, 26 ziyaretçi, 28 ziyaret
Bu ay:
241 hit, 138 ziyaretçi, 150 ziyaret
Toplam:
412336 hit, 124193 ziyaretçi, 186882 ziyaret