sakarya-kuzey-gazetesi-haber-ihbar-hattı-0536-073-72-72 Baiylerimiz Arzum kırtasiye-Mert kırtasiye- Birlik büfe-Duman market-

28 Mayıs 2020 Perşembe

SAKARYAKUZEY

İNFAZ YASASI’NDAKİ DÜZENLEME 46 MİLYONLUK İHALEYİ ETKİLER Mİ

MÜNİR ALİ KARA

MÜNİR ALİ KARA

E-Posta : munirali@yahoo.com

 İnfaz Yasası’ndaki düzenleme 46 milyonluk ihaleyi etkiler mi

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde geçtiğimiz hafta İnfaz Yasası’nda düzenlemeye gidildi. Kamuoyu her ne kadar bunu “Af” olarak değerlendirse de bu bir yasa değişikliği. İnfaz yasası daha önce şu şekildeydi. Kişi aldığı cezanın üçte biri oranında indirimi doğal olarak alıyordu. Yani 18 yıl hapis cezası almış bir kişi otomatik olarak 6 yıl indirim almış oluyordu. Geriye kalan 12 yılın 11’ini yattıktan sonra son bir yılını denetimli serbestlik olarak geçiriyordu. Yeni düzenleme ile 18 yıl ceza alan kişi 9 yıl yatmaktan kurtulacak. Yatması gereken 9 yılın da yüzde yirmisini denetimli serbestlik ile ya da ev hapsi şeklinde yatacak.

“Bu bir af değil” derken şunu kast ediyorum. Bu durum sadece bugüne kadar olan suçları değil halihazırda devam eden mahkemeleri ve bundan sonra işlenecek suçları da kapsıyor.

Gelelim konunun bizi ilgilendiren kısmına.

Hali hazırda Karasu Belediyesi’nin eski yönetiminde kullanılan bir kredi var. Bu kredi yargıya taşınmış durumda. Yasal süreç sonunda nasıl bir karar ortaya çıkar bilinmez.

Ama ola ki ortaya hapis cezası gibi bir durum çıkarsa yukarıda saydığım hesaplama yöntemi uygulanacak.

Hapis cezası değil de zimmet çıkarsa…

Bu yasal düzenleme zimmet konusunu kapsam dışı tutuyor. Yani para cezası gibi bir durum ortaya çıkarsa bununla ilgili bir düzenleme yapılmadı. Yani bir zimmet çıkar bunun ödetilmesi gerekirse bununla alakalı sistemde bir değişiklik yok.

Dediğim gibi ortaya bir hapis cezası çıkarsa bunun infazında bir indirim söz konusu ve bu yasal düzenleme kalıcı olarak yürürlüğe girdi. Bundan sonra böyle.

 

Meclis 100 yaşında

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 100. Yılını kutlamaya hazırlanıyoruz. Aslında tarihi bir dönem. Bu dönemde milletvekili olmak çok önemli bir sorumluluk. 100 yıllık bir mecliste görev yapmak her kula nasip olmaz. Bu dönemde Sakarya her siyasi partide çok etkin temsil ediliyor. Ak Parti’nin ve İyi Parti’nin genel başkan yardımcıları Sakaryalı. Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin de grup başkanvekilleri bizim hemşerimiz.

Sakarya’ya ve Türkiye’ye hizmet etmek onlara nasip oldu. Bu denli önemli görevlere gelenleri seçmek de bize.

Onun için her seçim döneminde denir ya “Bu aldığınız sorumluluk çok önemli” diye. Alt tarafı bir oy verdiniz ama seçtiğiniz adamlar ülkeye yön veriyor.

Görevlerini layıkıyla yapmaktan onlar sorumlu elbette. Ama onları oraya seçen kişiler olarak biz de ağır bir sorumluluk altındayız.

Eğer bölgemiz, ilimiz ve ülkemiz hak ettiği hizmeti alabiliyorsa ne ala. Alamıyorsa bundaki en büyük veballer de bizim üstümüzde.

 

Ne zaman normalleşiriz

Koronavirüs ile ilgili istatistikler açıklanmaya başladığından bu yana Sağlık Bakanı’nın yayına çıkacağı saati kaçırmaz olduk. Her birimiz bir şekilde günlük verileri takip ediyoruz.

Televizyonu açıyorsun koronavirüs, gazeteyi açıyorsun covid 19, sosyal medyayı açıyorsun bugünkü bilanço…

Ne kadar kaçmak istesen de sokakta konu bu. Sokağa çıkmıyorsan sokağa çıkma yasağından etkilenmenin nedeni bu.

Sağlık Bakanı geçtiğimiz haftalarda kendisine sorulan “Virüs pik yaptı mı, tepe noktaya ulaştı mı” şeklindeki soruya “Önümüzdeki haftalarda ulaşmasını bekliyoruz” şeklinde bir yanıt verdi.

Bunu ilk kez duyuyorduk. Bakan Bey günden değil haftadan bahsediyordu. Martın sonunu zor getirdik sanıyorduk ki nisan da bitiyor. İkinci kez sokağa çıkma yasağı yaşadık. Bu daha az acıdı.

Çocuk babasına “Baba fakirlik kaç gün sürer” demiş. Babası “Kırk gün evladım” diyince, “Kırk gün sonra zengin mi olacağız yani” diye sormuş. Baba kendinden emin, “Hayır evladım. O zaman alışacağız” demiş.

Şimdi bizimki de o hesap. Ama alışmak sevmekten daha zor geliyor. Zaten hep bir ümit izliyoruz basın toplantılarını. Ölen sayısından çok iyileşen sayılarına bakma gayretimiz bu yüzden.

Dünya Sağlık Örgütü’nün Türkiye için öngörüsünde ise iki kademeli bir normalleşme süreci var. Birinci normalleşme süreci için mayıs sonu düşünülüyor. Muhtemelen ramazan bayramı da dahil olmak üzere önümüzdeki her tatil döneminde sokağa çıkma yasağı bizi bekliyor olacak. Belki biraz esneklik sağlanacak ama öngörülen süre mayıs sonu.

Haziran ayı başından itibaren “Yeni normal” denilen bir düzene geçilmesi bekleniyor. Belki seyircisiz futbol müsabakaları oynanmaya başlanacak. Sokağa çıkma yasağı kalkacak. Sonra belki sınavlar için tarih belirlenecek. Düşük ihtimalle bir aylığına okullar açılacak ve eğitim açığı kapatılacak.

Önümüzdeki dönem için okulların erken açılması kaçınılmaz görünüyor.

En nihayetinde de her şey tahmin edildiği gibi giderse “Yeni normal süreç” sonlanacak ve eylül ayı başı gibi de eski normal sürece dönmüş olacağız.

Bu sürecin daha erkene alınması için ise alınan tedbirlere daha fazla uymakla mümkün olur.

 

Geleceğin mesleği seyyar satıcılık

Her dönem özellikle de üniversite sınavları yaklaşırken araştırmacılar, eğitim uzmanları falan ortaya çıkıp, “Geleceğin mesleği şu olacak” diye değerlendirmede bulunur. Gençler de araştırma yaparsa bu uzmanların görüşleri doğrultusunda kariyer planlaması yapar.

Bir ara “Genetik mühendisliği geleceğin mesleği” diye bir yaygara çıkmıştı. Ben okula üniversiteye gideceğim zaman “Geleceğin mesleği gazetecilik. Zaten içinde bulunduğumuz çağ iletişim çağı” diyorlardı. Neticede basılı gazeteler ömürlerini tamamlamak üzere. Sosyal medya sayesinde herkes gazeteci oldu. Ortada aslında meslek falan da kalmadı.

O dönemde uzmanları araştıran ben, bugün birkaç kişiye daha ulaşabilmek için kendimi paralarken, hiçbir araştırma yapmadan müteahhitliğine soyunan yaşıtlarım ulaşılmaz olmuş durumda.

Şimdi sözüm gençlere.

Üniversite falan hikaye kardeşim. O para ile dünyayı gezin isterseniz. Ama okul okumanın kıymeti olmayan bir ülkede yaşıyorsunuz. Alışın buna.

İnsanlar artık hastalandıklarında bile doktordan önce Google’e soruyor durumu. Onun için bilmenin, okumanın kıymeti yok.

Paranız olduktan sonra tüm ilim sahipleri emrinizde zaten. Yormayın kafanızı.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar pazartesi günü bir basın açıklaması yaptı. Dedi ki, “Evlere ekmek götüren fırıncılar gibi esnaf da sebze meyve servisi yapabilsin. Bunun için yasal düzenleme yapılsın…”

Bu ne demek?

Bir dönem zabıtalardan köşe bucak kaçan seyyar satıcıların yeniden sokaklarda olması demek.

Hafta sonu sokağa çıkma yasağı olan günlerde ekmekçiler eline megafonu alıp, “Ekmekçi geldi. Kaçırırsan üzülürsün” tadında bağırmaya başladı. Yakında seyyar satıcılar da gelirse ortalık şenlenir. Sokağa çıkma yasağı kimseye ağır gelmez.

Benim hesaplarıma göre geleceğim mesleği de seyyar satıcılık olur. Dükkan kirasından da kurtulursunuz bu şekilde. Geze geze paranızı kazanırsınız.

Freelance çalışma sistemi. Mesaisini de sen belirliyorsun, çalışacağın yeri de.

Canın deniz havası almak isterse git sahilde sat. Canın dağ havası isterse çık köylere.

Al sana mis gibi ekmek kapısı. Okuyup da ne yapacaksın…

Geleceğin mesleği seyyar satıcılık. Bak bu dediğimi aklınızın bir köşesine yazın.

 

Marul mu önemli canın mı

Pazarlarda kumaş kısımları kapatıldı. Bu şekilde sadece yiyecek satın alabiliyorsunuz. Karasu Belediyesi de tedbirler kapsamında pazara belli sayıda insan alabiliyor. Bunun denetimi mümkün mü? Değil!

Adam “Abi ben hemen çıkacağım” diyip kendini içeri atıyor. Sonra sallana sallana alışverişini yapıyor. Dışarıdaki vatandaş sabırsızlandıkça içerdeki kişi sayısı artıyor. Çoğu kişi zabıta ile ahbap. Zabıta “Olmaz” dese “Bana da mı olmaz” diyip kendini içeri atıyor.

Zabıta da arada kalıyor. Herkesin emeğine saygı duymak lazım. Ama adamların işlerini yapmasına da fırsat tanınmalı.

Alt tarafı marul, patates falan alacaksın. Karşılığında sağlığını feda etmene değer mi?

Sosyal mesafe kurallarını hiçe sayarsanız pazaryerinin komple kapatılması gündeme gelebilir. Bunun örnekleri Sakarya’daki bazı yerlerde yaşandı. Koca koca pazaryerleri açılmıyor artık.

Bununla ilgili alınması mümkün olan bir başka tedbiri de şöyle dile getirebiliriz. Karasu pazarını haftanın bir günü yerine yaz aylarında olduğu gibi haftanın iki günü açık tutabiliriz. Bu şekilde insan yoğunluğu da azalmış olur.

Yoksa bu işin önünü almak sandığımız kadar kolay olmayacak.

 


24 Nisan 2020 Cuma 22:12
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

KAYNARCA MESAFEMİZ KISALACAK

Karasu Belediye Başkanı İshak Sarı, Karayolları tarafından Karasu – Kaynarca yolu üzerinde devam eden yol

BAYRAMA ÖZEL ZİYARET

Karasu Askerlik Şube personeli Astsubay Kıdemli Üstçavuş Halis Özcan, eşi Elif Özcan, Astsubay Çavuş Cem

BU BAYRAM EL ÖPEMEDİK

Ramazan Bayramı’nda getirilen sokağa çıkma yasağı Karasu’nun sessizliğe bürünmesine neden olurken el öpme

HAYATİ TEHLİKESİ YOK

Karasu’da hayvan sever bir vatandaş tarafından kanadı kırık olarak bulunan martı, Karasu Belediyesi Veteriner

SAKARYA - HAVA DURUMU

SAKARYA
bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort şişli escort escort istanbul yeni escort escort bayan ataşehir escort mecidiyeköy escort beylikdüzü escort sakarya escort kocaeli escort escort bayan bodrum bodrum bayan escort