Kış zor geçecek gibi

MÜNİR ALİ KARA

MÜNİR ALİ KARA

E-Posta : munirali@yahoo.com


Tüm Türkiye’de ekonomik kriz uzunca bir süreden bu yana devam ediyor. Krizin etkileri alışılmış olsa da yazın hürmetine durum idare edilebilir boyutlarda kalıyor.

Karasu ekonomisini ayakta tutan birkaç temel dinamik var. 2000’li yıllardan itibaren inşaat sektörü Karasu’nun temel geçim kaynağı oldu.

Yan kolları ile birlikte neredeyse Karasu’nun tamamı bir şekilde inşaat sektörü ile ilişkilendirilmiş oldu.

Fındık üreticisi de, tüccar da, esnaf da, emekli de bir şekilde inşaat işine girmiş oldu. Hatta inşaat işine girip kendi çapında iş yapan mühendisler, mimarlar hatta memurlar oldu.

Hal böyle iken ekonomik kriz baş gösterdi. Ve insanlar ilk anda ev almaktan vazgeçmiş oldu. Ev satışları bir anda bıçak gibi kesildi.

İnşaat sektöründeki çarklar bir anda durdu. Sürekli satış olacağına ilişkin çalışmalarını sürdüren ve ekonomik krizi öngöremeyen müteahhitler batma noktasına geldi. Diğerlerinin elinde ise ihtiyaç fazlası yapılan birikmiş oldu. Bu da ekonomide şişkinlik olarak adlandırılıyor.

Öz sermayesi ile ilerleyen firmalar için durum çok sıkıntılı değil ancak öz sermayesinin ötesinde kredi kullanarak yatırım yapanların durumu sıkıntılı görünüyor.

Diğerleri de en azından üretim ve satış yapamayacakları için istihdama katkı sağlamayacak. Bu şekilde inşaat sektöründen geçimini sağlayan esnafa da darbe vurulmuş olacak. Sektörde çalışan beden işçilerine zaten olan oldu. Onlar evlerine ekmek götürmenin farklı yollarını denemek zorundalar.

İnşaat sektörü bu şekilde. Bir mucize olur da ev satışları artarsa durum değişebilir. Ancak o durumda bile yeni bina yapmak riskli olacak. Dolayısıyla inşaat sektörü bir süre anca kendini kurtarabilir. Karasu olarak onlardan bir şey beklememek lazım.

İkinci beklentimiz yaz aylarındaki yazlıkçılardandı. Hizmet sektöründe faaliyet gösteren işletmeler yaz aylarındaki hareketlilikten nasibini alıyordu. Geride kalan yıllardaki ziyaretçi sayısını baz alan işletmeler şu anda zarar ediyor. Ki bu işletmeler yazın kazanıyor kışın da kendini döndürüyordu. Şimdi yazın zarar eden işletmelerin kışı nasıl geçireceği şüpheli.

Bu şekilde hizmet veren işletmelerin yüzü aslında 15 Temmuz 2016’dan beri gülmüyor diyebiliriz. O güne kadar güllük gülistanlık giden işler o günden bu yana bir türlü düzelmedi. Seçimler, referandumlar, ekonomik kriz derken ülkedeki durum bu işletmelere derinden zarar verdi. Haliyle bu şekilde faaliyet gösteren işletmelerin de Karasu ekonomisine kış katkısı olmayacak. Bu şekilde kış bu işletmeler ve bunlarla iş yapanlar için de zor geçecek.

Geriye kalıyor fındık.

Fındık fiyatına TMO tarafından verilen fiyat piyasada heyecana neden oldu. Daha yüksek olabilir miydi? Olabilirdi! Ama buna da şükür denildi. Ancak piyasa TMO’nun verdiği 17 lira üzerinden değil de kendiliğinden devam eden 15 lira üzerinden açıldı. Hal böyle olunca hesaplarını 17 liraya göre yapan vatandaş yine kağıdı kalemi ele almak zorunda kaldı.

Ama yine de fındık piyasaların ana umudu olacak ve gelecek ayların ekonomi aktörü fındıkçı olacak.

Fındıkçı da eskiden kalan borçlarını öderse, inşaat piyasasını canlandırırsa bir şeyler olacak. Yoksa gerçekten kışı geçirmek zor olacak.

 

Devleti ciddiye almamak

Yöneticilik derslerinde “uygulatamayacağınız emirleri vermeyin” diye ısrarla söylerler. Çünkü yönetici olmanın temel gereği karar almak değil alınan kararı uygulatmaktır.

Karar almak basittir. Ama yöneticilik, alınan kararın uygulanması konusundaki duruşla alakalıdır.

Toprak Mahsulleri Ofisi bir karar verdi. Dedi ki “Bu ülkede fındık taban alım fiyatı 17 liradır…”

Durum bu.

Peki piyasa ne?

Piyasada fındık 15-15,5 arasında.

“Vermeyin kardeşim” demek mümkün değil. Fındığını satmak zorunda olan satar. Sen nede taban fiyat verdin? “Taban fiyat” ne demek bir kere?

Taban fiyat bir malın ya da hizmetin satılabileceği en alt değer demek değil mi?

“Sen de satma fındığını” dedin bana. Eyvallah. Peki neden “asgari ücret” var? Asgari ücret tespit edildikten sonra asgari ücretin altına işçi çalıştırmak mümkün mü? Değil!

Hem çalışan hem de çalıştıran suçlu değil mi? Öyle!

Asgari ücretin altına çalışan adama “sen de çalışmasaydın o zaman” diyor mu devlet? Demiyor!

O zaman fındıkçıya neden “sen de satma o zaman” diyor?

Bu hesaba göre devlet işçiye farklı çiftçiye farklı mı davranıyor?

Devlet bu ülkede bir karar alıyor. Taban fiyat belirliyor ama piyasalar devleti ciddiye almıyor mu?

Bu durumun başka bir adı mı var?

Sen devletsin bir taban fiyat açıklıyorsun ama yabancı firma destekli insanlar senin taban dediğini deli aşağıya doğru iniyor. Ama sen aldığın kararın arkasında “Onlar da satmasalardı” diye mi duruyorsun?

Devletin ciddiyetini görmek istiyoruz.

Uzunca bir süreden bu yana fındıkçı mağdur ediliyor. Bu mağduriyetin devlet ciddiyeti ile ortadan kaldırılması dışında bir beklentimiz de yok.
Yeni partiye ilgi

Ahmet Davutoğlu tarafından kurulması gündemde olan yeni parti ile ilgili düşüncelerimi geride kalan hafta sizinle paylaşmıştım. Pek çok ortamda da paylaşmaya devam ettim. Yaşım pek çok siyasiden daha genç olabilir ancak siyasi okuma yapmayı severim.

Aldığım eğitimin, ifa ettiğim mesleği ve aktif siyasetin bana öğrettiklerini akademik bilgilerle destekleyip yazılarımı ona göre yazıyorum. Onun için siyasi tahminlerimizde pek yanılmıyoruz. Okurlarımız da bizi aslında biraz bu yüzden takip eder.

Ahmet Davutoğlu’nun partisine geri dönecek olursak.

Sayın Davutoğlu Sakarya’ya gelmeden önce Karasu ile ilgili çalışmalar yapıldı. Davet edilenler ve edilmeyenler, edilmesi düşünülenler ile davet etme görevi verilenler zaman içinde şekillendi.

Yani davet edilen de vardı Karasu’dan, Ahmet Davutoğlu adına davet götürenler de…

Ahmet Genç davet götürüldüğü iddialarını hemen reddetti. Recep Özdemir ve Mehmet Çatalbaş daveti reddetti. İsmail Şentürk ise kendisine davet etmesi yönünde ricada bulunulduğu yönündeki söylemleri reddetti.

Finalde Karasu’dan bu saydığımız isimlerden hiçbiri toplantıya katılmadı.

Kaldı ki Ahmet Davutoğlu’nun Sakarya’daki eli kolu olarak bilinen Ayhan Sefer Üstün aslında pek kabul görmüyor. Eğer kendisi Ak Parti listelerinde yer almadan bağımsız bir adaylık düşünseydi yüksek ihtimalle kendi mahallesinde aza da olamazdı.

Onun için bu isimle yola çıkmak Davutoğlu’na puan kaybettirdi.

Davutoğlu’nun Sakarya ziyareti öncesinde yapmış olduğu açıklamalar da can sıkıcıydı. Kayyum atanan belediyeler için “Demokrasi havariliği” yapmak Sakarya’da kabul görmesi beklenen bir davranış olmaz.

Sakarya toplantısında söylediği “Konuşursam yer yerinden oynar” tavrı çok kabul görecek bir tavır değil. Çünkü insanlar lafa değil icraata bakar. Ki kendisi “7 Haziran ile 1 Kasım arası” dönem için açıklamalarda bulunacağını, bu açıklamalardan sonra kimsenin insan yüzüne bakacak hali kalmayacağını söylüyor. Peki o dönemde Başbakan olan, o dönem sayesinde başbakan kalan kimdi?

İnsanlar bu noktada kolay ikna olmuyor.

Bilesiniz…

Haber yapalım derken

Karasu’da sezon kötü geçiyor. Yazlıkçılara umut bağlayan esnaf zor günler geçiriyor.

Üstelik Karasu’da markete pisleyen adam, Karasu’da vurgun, Karasu’da boğulma…

Aldı başını gidiyor.

Aslında bu kadar olay her ilçede oluyor. Ama biz Karasu’nun böyle bir meşhuriyeti olsun istiyoruz, sanırım. Daha yeni Pamukova’da kimin vurduğu belli olmayan adam cesedi bulundu. Ulusal gündemde duyanınız var mı? Yok!

Ama Karasu’da bir meczup markete kaka yaptı ilçenin içine etti.

Karasu’da deniz kapatıldı haber ulusal haber kanallarında bile yer aldı. Sanki deniz sadece Karasu’da var. Akçakoca’da deniz kapatıldı diye bir haber duydunuz mu?

Ya da Ağva’da deniz kapatıldı diye?

Yok!

Karasu’da kapatıldı.

Karasu’nun ileri gelenleri Karasu’yu geriye götürecek açıklamalara devam ediyor üstelik.

Yahu kardeşim denizi kapatma yetkisi Kaymakam’da değil mi?

Peki siz Kaymakam Bey’in çıkıp “denizi kapattık” diye bir açıklama yaptığını duydunuz mu?

Kaymakamlık denize girmenin tehlikeli olduğu konusunda görüş verir o kadar. Yoksa yasak koymak çok ciddi bir mesele.

Belediye Başkan Yardımcısı çıkıp açıklama yapmalı mı?

Madem açıklama yapıyorsun, “Deniz kapalı ama” de, “Acarlar açık, Yenimahalle açık, kumsalda gezmek isteyen buyursun, Küçük Boğaz emrinizde, Maden Deresi’ne gidip piknik yapmak mümkün” desene.

İlla gazeteye televizyona çıkmak mı lazım?

Madem çıktın bu şekilde felaket tellallığı mı yapmak lazım?

Allah aşkına daha dikkat edin.

Gerçekten yazık ediyorsunuz bu ilçeye…


31 Ağustos 2019 Cumartesi 01:29
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

YUSUF DEMİRCİOĞLU'NDAN ÇİFTE SAADET

Karasu Aziziye Mahallesi tiyatro topluluğu kurucularından Yusuf Demircioğlu, reklam ve dizi kariyerine bir yenisini

SAKARYA KARA TESLİM

Sakarya Valisi Hüseyin Avni Coş'un, Pazartesi günü Sakarya genelinde okulları tatil etmesinin ardından gözler

SAĞANAK YAĞIŞ GELİYOR

Kar yağışının Çarşamba gününden beri ülke genelinde ve Sakarya'da etkisinin sürdürmesinin ardından Devlet

YENİ YILA KARLA GİRECEĞİZ

Aralık ayının bitmesine günler kala kara kış kendisini kapıdan gösterdi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün

SAATLERİ GERİ ALMAYI UNUTMAYIN

Yaz saati uygulamasının sona ermesiyle saatler, bu cumartesiyi pazar gününe bağlayan gece yarısından sonra,

1 KASIM 2015 SEÇİM SONUÇLARI

Türkiye, 1 Kasım Pazar günü sandık başına gitti. Tüm yurtta olduğu gibi Karasu ve Kocaali'de de erken seçim

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

  • Takdir toplayan kampanya

    Karasu Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri, Türk Kızılayı ve Yeşilay Kulübü tarafından

SAKARYA - HAVA DURUMU

SAKARYA