26 Ekim 2020 Pazartesi

SAKARYAKUZEY

BİZE YEDİRMEZLER O İŞİ

MÜNİR ALİ KARA

MÜNİR ALİ KARA

E-Posta : munirali@yahoo.com

Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nin bir kampüs ihtiyacı olduğu gün gibi ortada. Aslında Sakarya’ya ikinci üniversite kurulacağı söylendiği günden bu yana yeni bir yerleşkenin lazım olacağı gün gibi ortada ama…

Bu kampüsün Kuzey’e yapılması fikri de hep vardı. Ama kafanın arka planında hep “Bize yedirmezler” düşüncesi de vardı.

Sürekli “Kuzey uzak” diye bir düşünce var. Neye göre uzak? Kime göre uzak?

Sakarya Üniversitesi kampüsü yapıldığında Serdivan da uzaktı. Hatta o zamanlar da bazıları çıkıp, “Dağın başına üniversite yapılıyor” demişti. Ama şimdi gelinen noktada Serdivan Sakarya’nın en hızlı büyüyen ve ekonomisi en canlı ilçesi konumunda.

Karasu, Kaynarca, Kocaali ve Ferizli’nin birbirine en yakın olduğu alanda ciddi bir arazi var. BU arazi Sakarya’nın her yerine göre daha avantajlı. Denize yakın, Şile-Ağva yolunun dibi, Kuzey Marmara Otoyolu’na çok yakın…

Dolgu gerektirmeyen ve satın alma işlemi olmayan kamu arazisi.

Teknik konuları hallolmuş yani. Ama hala akıllarda “Burası uzak” mantığı var.

Halen bilinçaltında “Uğraşalım ama bu işin başarılması zor” düşüncesi yatıyor.

Bir işi “Yaparım” diyorsanız da “Yapamam” diyorsanız da muhtemelen haklısınız.

 

Bana bulaştı herkese bulaşsın

Koronavirüs şu ya da bu şekilde hepimize bulaşacak gibi. En iyi ihtimalle aşısı bulunacak kendi rızamızla hatta üstüne para verip sıra bekleyerek virüsü vücudumuza davet edeceğiz.

Şu sıra bölgemizde koronavirüsün etkisi fazla. Pek çok kişinin karantinada olduğunu duyuyor ya da görüyoruz.

Karantinada olan kişilerin canlarının sıkılması normal. Hapis hayatına benzer bir yaşantıyı evinizde de olsa kabullenmek zor da…

Karantinadaki bazı kişilerin kendilerini fındık bahçesine atma isteği oluyor. İş dönemi tabi. Ama karantina bir keyfiyet de değil. Hem hastanın kendini koruması adına bir süreç hem de hastalığın yayılmasının engellenmesi için alınmış bir tedbir.

Hasta olduğunun duyulmaması için gayret edenler var. Bunu bir gurur meselesi yapıyor. Sırf düğününe kimse gelmeyeceği gerekçesi ile davetlilerden hasta olduğunu gizleyenler oldu biliyorsunuz. Bu utanılacak bir şey değil. Hemen hepimizin yaşamak zorunda olduğu bir süreç.

Ama karantinada olması gereken birinin “Ben hasta oldum geri kalan herkes de olsun” diye düşünmesi de çok acımasızca.

 

Fındık hırsızları

Bizim deyimimizle Bolazar yeni adıyla Gümüşoluk civarında bir fındık bahçemiz var. Geçtiğimiz cumartesi günü bahçe komşularımızdan biri aradı ve “Siz işçi gönderdiniz mi” diye sordu. Biz “Hayır” diyince bahçede birilerinin fındık topladığını söyledi. İşçilere “Siz kimden izin aldınız” diye sormuş. İşçiler de gayet normal şekilde “Bizi bahçe sahibi gönderdi” demiş.

“Hangi bahçe sahibi? Münir mi Osman mı” diye sorduğunda işçiler “Münir Abi, Osman Abi” demiş. Komşu da tam inanmasa da ikna olmuş ve bahçeden uzaklaşmış. Sonra da eve gelip bizi aramış.

Neyse ki misafir işçilerimiz bahçenin kabasını almışlar da ertesi gün bizim gerçek işçiler geldiğinde fazla zorlanmadan fındığı bitirdiler.

Demem o ki hırsızlar da işi profesyonelleştirmişler. Artık topladıkları bahçenin sahibinin ismini de öğrendiklerine göre seneye çok daha profesyonel çalışabilirler.

 

Muhtarların birlik olamaması

Karasu Muhtarlar Derneği her dönem çekişmelere sahne oldu. Öyle sık konuşuldu ki Muhtarlar Derneği kamuoyunda en etkin dernek konumunda oldu. Hatta protokolde bile derneklerin olması gereken yerden önde değerlendirildi. Bazı protokol törenlerinde odalardan önce onore edildi.

Ama bir türlü kendi içinde barış sağlanamadı. Hatta o kadar sağlanamadı ki… Dönemler geçti ama muhtarların birbiri ile anlaşmazlığı bitmedi.

Hani bazen siyasette ne olduğunu anlamıyoruz ya. Siyasette bazı dengelerin değişmesini anlamadığınıza şükredersiniz. Muhtarlar Derneği’nde o kadar çok şey o kadar hızlı değişiyor ki…

Bir iki örnek vereyim size. İki önceki dönem Türker Tetik aday olmuştu. Tetik’in aday olmasının ve seçimi kaybetmesinin ardından tepki gösteren Kuyumcullu Muhtarı Mustafa Çalık dernekten istifa etmişti.

Sonra yerel seçimler yapıldı. O zaman İsmail Hakkı Topaloğlu’na karşı cansiperane mücadele eden ve hatta sonucu içine sindiremeyip dernekten ayrılan Mustafa Çalık yeni dönemde derneğe üye yapılmadı. Dahası o dönemde İsmail Hakkı Topaluğlu’nu yenmek için tüm gayretini harcayan Türker Tetik bu defa İsmail Hakkı Topaloğlu’nun desteği ile dernek başkanı oldu.

Tabi neticesinde Mustafa Çalık’ı yine üye yapmadı.

Geçtiğimiz aylarda Türker Tetik’in başkanlıktan ayrılacağı ve yerini yeniden İsmail Hakkı Topaloğlu’na bırakacağı konuşulmaya başlandı. Sonunda geçtiğimiz hafta içinde Tetik, “Olağanüstü kongreye gideceğiz ve aday olmayacağım” dedi. Yerini kime bırakacağını bilmiyorum da…

Muhtarların siyasi baskı görmesi meselesi var bir de. Bir dönem muhtarlar iktidar partisinin köy temsilcisi olmakla övünür, kendi köylerinde kendilerinden başka temsilci olması durumunda kendilerinin ikinci plana itileceğini söylerdi. Şimdi geldiğimiz noktada siyasi baskıdan söz ediliyor. Üstelik muhtarları köy temsilciliğinden alan dönemin Ak Parti İlçe Başkanı İshak Sarı da şimdi belediye başkanı.

O dönem “Bize Ak Parti’de siyaset yaptırmıyorlar” diye kavga çıkıyordu, bugün “Bizi Ak Parti’de siyasete zorluyorlar” konusu gündemde.

Bunlar daha ilk aklımıza gelenler. Aklımıza gelmeyen ve dahası bilmediğimiz daha neler var kim bilir.

 

İmkanlar eşit mi

Biz köyden yetiştik. Karapınar doğumluyum. Bilenler bilir. Pek çoğumuz da köy çocuğuyuz. Özel okul ya da özel dersi anmak zaten mümkün değil de çocukluğumuza ait renkli fotoğrafımızı gördüğümüzde şaşırıyoruz halen.

Ders kitaplarının haricinde yardımcı kitaplar görüyorduk kırtasiyede. Onları bile satın almamız yasaktı. Dersleri kolaylaştırıyor diye. Tek yardımcı kitabımız 100 Soruda Türkçe Temel Bilgiler isimli kitaptı. Onun dışında yardımcı kitap almamız bile yasaktı. Çünkü o kitapları alırsak diğer öğrencilerden daha avantajlı hale geçerdik. Herkesin eşit olması adına devletin sağladığı imkanlar çerçevesinde kalınırdı.

Ama diğer yandan tabi İstanbul’daki kardeşlerimiz kolejlerde eğitim görür, özel dersler alır, yardımcı kaynaklardan sonuna kadar istifade ederdi.

Sonunda aynı sınava girer ve ülkemizin ne kadar eşitlikçi olduğunu konuşurduk. Eşitlik sınavda vardı ama adalet neredeydi?

Maç gününe kadar sürekli idman yapmış adamla köy çocuğu aynı turnuvada maça çıksa, köy çocuğunun hali ne olur?

Yine de Allah vergisi mi desek azim mi bilinmez yüksek puanlarla üniversiteye girmek nasip oldu. Şükürler olsun da…

Bugün gelinen süreçte çocuklar uzaktan eğitim almaya başladı.

Evinde bilgisayarı olup olmadığına bakmadan, pandemi sürecinde ailesi internet faturasını yatırabiliyor mu diye düşünmeden internetten ders anlatılıyor.

Çocuklara üniforma giydiriyoruz biz aralarındaki maddi durum farkı ortaya çıkmasın diye. Ama geldiğimiz noktada evden ders dinliyor çocuklar.

Siz derse odaklanması gerektiğini düşünüyorsunuz. Çocuk arkasında ranzanın görünmesinden rahatsız.

Her çocuğun evinde doğalgaz yok. Belki bilmiyorsunuz. Bizde kışın tek odada soba yanar. Çocuk sobalı odasının görünmesinden bile rahatsız olacak muhtemelen.

Arkadaşlarının odalarına kaçacak gözü.

Sonunda dönem tamamlanacak. Ve bizim sobalı odada okuyan çocuk ile doğalgazlı evdeki odasında ders takip eden çocuk aynı sınava girecek.

Eşitlik bozulmayacak yine.

Ama yapacak bir şey de yok. Bu coğrafyanın kaderi bizim zamanımızda da böyleydi şimdi de böyle.

 

Cemal Angın ve korona

Geçtiğimiz Salı günü Kocaali Belediye Başkan Yardımcısı Cemal Angın’ı aradım. “Abi nasılsın” dedim. “Şu koronayı atlatırsam iyi olacağım inşallah” dedi. “Hayır mı” dedim. “Test yaptırdım. Bugün sonucu geldi. Pozitif çıktı. Şimdi karantinaya gireceğim” dedi. “O zaman iki kişilik yer bul” dedim. “Neden?” “Abi bugün törende sarıldık ya. Demek ki benim de karantinaya gitmem lazım” dedim. Sonra başka konuya geçtik. Cemal Abi, “Bu arada hiç önemsemedin ama ben şaka yapmıştım. Korona falan değilim” dedi. “Abi ben bilmem. Bana korona olduğunu söyledin. Ben de hanıma karantinaya gittiğimi söyledim. Artık geri dönüşü yok” dedim. “Tamam. O kadarını dert etme. Ayarlarız bir yer 14 günlük” dedi. “Abi iş onunla da bitmiyor ki. Şimdi yeri ayarladık. 14 günün sonunda eve döndük. Sonra gerçekten virüse yakalanırsak bu 14 günü nasıl açıklayacağız” dedim.

İş açmazda. Fikri olan varsa söylesin de işi çözelim.


19 Eylül 2020 Cumartesi 11:37
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

GÖRÜŞMELER SONUÇ VERDİ

Karasu Kuyumcullu Mahalle Muhtarı Mustafa Çalık’ın, Kuyumcullu kavşağında sürekli yaşanan kazalara karşı

ANILAR SİLİNMEYECEK

Karasu Karapınar Mahallesi Muhtarı Oğuzhan Öztürk, mahalle sakinlerinin 1960-1970 yıllarında su ihtiyacının

BİRİM BAŞKANLARI BELLİ OLDU

26 Eylül’de gerçekleşen Ak Parti Karasu İlçe Kongresi’nin ardından hız kesmeden çalışmalarına devam eden

KOMŞUSU AÇKEN ÜLKÜCÜ UYUMAZ

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin başlattığı “Askıda Ekmek”

DESTEK BEKLİYORUZ

Karasu Karapınar Mahalle Muhtarı Oğuzhan Öztürk, eski Belediye Başkanı Mehmet İspiroğlu’nun döneminde

GELECEĞE NEFES OLACAKLAR

Karasu’da ki okullarda, ülkede çıkan orman yangınlarına dikkat çekmek amacıyla fidanlar toprakla buluştu.

SAKARYA - HAVA DURUMU

SAKARYA

Ziyaretçi Sayacı

Bugün:
0 hit, 0 ziyaretçi, 0 ziyaret
Bu hafta:
341 hit, 159 ziyaretçi, 268 ziyaret
Bu ay:
6183 hit, 2687 ziyaretçi, 4761 ziyaret
Toplam:
428598 hit, 131539 ziyaretçi, 198378 ziyaret
bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort şişli escort escort istanbul yeni escort escort bayan ataşehir escort mecidiyeköy escort beylikdüzü escort sakarya escort kocaeli escort escort bayan bodrum bodrum bayan escort
şişli escort şirinevler escort