25 Ekim 2020 Pazar

SAKARYAKUZEY

BİZ BU OKULU İSTİYOR MUYUZ

MÜNİR ALİ KARA

MÜNİR ALİ KARA

E-Posta : munirali@yahoo.com

Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nin Kuzey’e yapılması için bir fikir ortaya atıldı. Bununla ilgili yer tespiti yapıldı. Fikir artık fikir olmaktan çıkıp proje olma yoluna girdi. Bundan sonrası için de atılması gereken adımlar var.

Dahası bu konuda şimdilik tatlı bir rekabet de söz konusu. Kuzey’in işi ne zaman kolay oldu ki şimdi kolay olsun.

Tüm bunlar için toplumsal birlik, siyasi baskı, bürokratik lobi lazım. Yani sizin elinizde hammadde olabilir ama onun işlenmesi gerekir.

Şimdi Karasu, Kocaali, Kaynarca ve Ferizli’nin birbirine en yakın olduğu bölgede arazi bulunmuş. Bu bir hammaddedir.

Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nin de böyle bir kampüse ihtiyacı var. Bu da ihtiyaç sahibidir. Ekonomide ürün ile ihtiyaç sahibini buluşturmak için pazar şarttır. Bu pazarın oluşması için biz kendi adımıza medya yolunu kullandık. Bazı kişiler “Fikir şu kişiden çıktı” diyip kendilerini geriye çekebilir düşüncesi ile kimsenin ön plana çıkmasına müsaade etmedik. Neticede buraya kurulacak bir kampüs bölgedeki herkesin kaderini etkileyecek. Geçim kaynağından sosyal hayata kadar her şey biraz daha yukarı çekilecek. En basitinden önümüzde Serdivan örneği var.

Kampüsün Serdivan’a taşınmasının ardından ilçenin ne hale geldiğini herkes görüyor.

Öncelikle sorulması gereken soru ise şu: Biz Kuzey’in bu şekilde bir değişim yaşamasını istiyor muyuz? Yoksa bu şekilde kendi yağımızla kavrulmaktan memnun muyuz? Eğer cevap ikinci şıksa hiçbir şey yapmamıza gerek yok.

Ama eğer cevap ilk şıksa… O zaman bedelini ödemeliyiz. En azından birlik oluşturmalı, sağdan soldan çekiştirmeden el ele vermeliyiz. Ardından da izlenecek yolu tespit etmeli. Bu işin neticesini almadan da asla peşini bırakmamalı.

Ama dediğim gibi kendimize sormamız gereken ilk soru şu: Biz bu kampüsü istiyor muyuz?

Sonrası zaten kendiliğinden gelecek.

 

Kalfa’nın hayali

Önceki hafta Sakarya Yenihaber İmtiyaz Sahibi Turan Kalfa’nın davetlisi olarak Kocaali’ye gittik. Yenihaber ekibi ile yeniden sohbet etme imkanı bulduk. Ardından Turan Kalfa’nın teknesi ile Melen’e açıldık. Melen’deki gezinti esnasında Kalfa, Melen hakkında bilgi verdi.

Melen’de teknelerin 7-8 kilometre derine gidebildiğini söyleyen Kalfa, buraların planlı bir şekilde yapılaşması durumunda hem turizmin gelişeceğini hem de bölgeye daha iyi bakılacağını söylüyor. “Çünkü” diyor, “Eğer birileri buraları sahiplenirse, buraların korunması daha kolay olur. Etrafa çöp atılamaz. Yangın ve benzeri bir durum yaşanırsa anında müdahale edilir…”

Kalfa üstünde gezinti teknelerinin gidip geldiği, kenarında rekreasyon alanlarının ve hatta dinlenme mekanlarının olduğu bir Melen hayal ediyor.

Kendisine “Melen’in bir tarafı Sakarya’ya diğer tarafı Düzce’ye bağlı” dediğimizde, “Sonuçta ikisi de Türkiye’ye bağlı” dedi.

Bürokrasi aşılsa Melen’de gezi tekneleri olsa gerçekten de güzel olur.

Gerçi elimizde Yenimahalle var, Sakarya Nehri’nin iki tarafı da Karasu’ya bağlı ama…

Karasu’da bu şekilde hayali olan yok demek ki…

 

Yeni rakibimiz hayırlı olsun

Karasu Belediyesi geçtiğimiz ay bir gazete çıkardı. Belediye gazetesi olduğu için hemen her sayfada belediye başkanının şahsi resimlerinin olması normaldir.

Bazı sayfaların sadece fotoğraflarla süslenmesi de halkın çok iyi tanınmasından kaynaklanıyor sanırım. Hepimizde “İnsanlarımız yazı okumuyor” diye bir takıntı var ya. Belediye bu işi kökten çözmüş. Neredeyse hiç yazı kullanmadan resimlerle işi halletmiş.

Karasu’daki gazetelere ilan verecek parası olmayan hatta daha önceki yönetimin verdiği paraları gündeme getiren (ama kime para ödendiğini gündeme getiremeyen) yönetim 20 sayfalık gazete bastırıyor.

Ama konumuz bu da değil.

Geçtiğimiz hafta kulağımıza gelen bir bilgi belediyenin profesyonel bir baskı makinesi aldığı yönünde. Bunun A3 ebadında fotokopi çeken bir makinesi olduğu iddia edilse de bundan sonra bülten tarzı bir şey basacaklarını göreceğiz.

Umarız reklam da alırlar da piyasada rakip olmuş oluruz.

 

Bunlar bizim çocuklar değil mi

Eğitimin başlaması ile ilgili sıkıntılı bir süreçten geçtiğimizi hepimiz biliyoruz. Ancak eğitimin bir şekilde başlaması da gerekiyor. Kantinler konusunda kalıcı geçici olarak bir çözüm bulundu. Çözüm dediğimiz de şu: Kantinler yiyecek içecek satmayacak. Karşılığında da kira ödemeyecek ve süreç sonunda kaybettiği günler de sözleşme süresinin sonuna eklenecek. Peki kantinci bu süre içinde ne yiyip ne içecek? Allah kerim. Bunun bir orta yolu var mıdır bilinmez ama bu şekilde bir çözüm bulundu. Daha kötüsü de olabilirdi. Adama hem kantinini açmayı yasaklayıp hem de “kira öde” denebilirdi.

Neyse bunda yapacak bir şey yok.

Geride kalan yıl için taşımalı sistem ihalesini alanlar da sıkıntıda. Arabacılar taşımalı sistem için teminat yatırıyor. Bu teminatın yıllık kesintileri ilk ödemeden kesiliyor.

Sözleşme 185 günlük. Ama geçen yıl bunun son birkaç ayı taşımacılık yapılamadı. Ama kesintiler 185 gün üzerinden yapıldı. Sene sonunda araç sahipleri yatırdıkları teminatı geri istediklerinde “borcu yoktur” kağıdı getirmeleri istenmiş. Kooperatif olarak ihaleye girenler kooperatifleri adına “borcu yoktur” belgesi getirmiş. Ama bu defa da tüm üyelerin “borcu yoktur” kağıdı getirmesi istenmeye başlanmış.

Dahası yeni dönem için taşımalı ihalesi yapılırken katsayıların değiştiği dile getirilmiş ve geçen yılın yüzde 20-30 altına öğrenci taşınması istenmeye başlamış.

Sonuçta da “Bu çocukları taşımalısınız. Bunlar bizim çocuklarımız” ifadeleri kullanılmış.

Çocuklar bizim de arabacılar da bizim kardeşim.

Pek çok kesimin mağduriyetleri devlet tarafından giderilirken adamları bu kadar zor duruma sokmanın manası var mı?

 

Panoların belediye tarafından işletilmesi

Karasu’daki reklam panoları (raketler) artık Karasu Belediyesi eliyle Karsaş üzerinden işletiliyor.

Belediye bir konuda daha reklam alarak hayatta kalan basına rakip olmuş oluyor. “O almasa başkası alacaktı” demek mümkün de…

Bu işin aksaması muhtemel bir yanı olacak. Biliyorsunuz reklam panoları seçim zamanlarında ayrı bir değer kazanıyor. Bu panolar aynı zamanda ticari nitelik de taşıyor.

Karsaş’ın müdürü ve yönetimi belediye yönetimi tarafından atanıyor. Diyelim ki bu panolara muhalefet partisinin adayı ilan vermeyi düşündü. Üstelik de erken davrandı ve önde gelen panoları talep etti. (Panoların nasıl kullanılacağı reklam yasası ile güvence altına alınmış olsa da bu durum sayı belirtiyor. Yer belirtmiyor.) Bu belediye tarafından atanmış olan yönetim tamamen “kamu yararı” gözetip ilanları alacak mı yoksa kendisini o kuruma getiren kişilere bağlılığı gereği muhalefet partisinin ilanlarına karşı mı çıkacak?

Eğer tarafsız kalırsa kendisini oraya getiren kişilere ihanet etmiş olacak. Yok ticari bakmazsa da bu defa seçim tarafsızlığına ve eşit şartlarda seçime gitme ilkesine ihanet etmiş olacak.

Karsaş’ın reklam alarak ayakta kalan basın kuruluşlarına rakip olmasının dışında gelecekte böyle bir sıkıntı yaşanması da muhtemeldir.

Şimdiden ikaz etmiş olalım.

Bizim çocuklar onlar

Cankurtaran hizmetlerinin kış aylarında da devam etmesi gerektiğini defalarca dile getirdik. Asgari ücretle hayat kurtaran bu çocukları kış aylarında işsiz bırakmak hem adaletsizlik oluyor hem de seneye aynı şekilde deneyimli kişileri bulmak imkansız hale geliyor.

Cankurtaranların büyük bir çoğunluğu Karasu ve Kocaali gençlerinden oluşuyor. Bu kişilerin hakkını savunmak da bizim işimiz.

Her ne kadar bu çocuklar edeplerinden kimseye seslerini çıkaramıyor olsa da bu kişilerin hakkının savunulması gelecek yıl daha güvenli bir şekilde denize girilmesini sağlar.

Dolayısıyla bu çocukların kış aylarında da görevlerine bir şekilde devam etmesi, gerekirse belediyeye ait farklı birimlerde istihdam etmeleri hepimizin yararına. Kışın onların işine yarar yazın hayati tehlike yaşayanların.

Olaya bu şekilde bakılmalı ve cankurtaranlara mevsimlik işçi gözü ile bakılmamalı.

 

Yasaklar yeniden gelir mi

Koronavirüs ile ilgili tedbirler kapsamında yeniden yasakların gelmesi gündemde. Pek çok kısıtlama geri gelmiş durumda. Kahvehanelerde oyunların oynanmasına müsaade edilmedi. Üstüne üstlük artık gevşetme dönemi de geriye alınmaya başlandı. Düğünler bile bir saatle sınırlandırıldı.

Maske kullanımı konusunda tedbirler sıkılaştırıldı. Bu şekilde vakaların artış hızında bir gerileme yaşandı.  Bu gerileme istenen düzeyde kalırsa yasakların geri gelme ihtimali olmaz ama eğer gerileme istenen düzeyde olmazsa (ki bence olacak gibi değil) bu defa yasakların gelmesi kaçınılmaz olacak.

İlacın bulunmasındansa aşının bulunması için çalışıldığı düşünülürse de koronavirüsle mücadelenin bir süre daha etkin şekilde devam etmesinin kaçınılmaz olduğu görülüyor.

 

Bilgisayarınız var mı

Uzaktan eğitime geçildi.

Bir ders saati için 1 GB internet harcanıyormuş. Milli Eğitim tarafından kullanılan sistem Zoom altyapısını kullanıyor. Öğrencilere aylık 8 GB internet veriliyormuş. Ancak canlı ders uygulaması bir başka programın altyapısını kullandığı için operatörler tarafından verilen bedava destek burada işlemiyormuş. Çünkü canlı dersin başka programı kullanması bu durum ortadan kaldırıyormuş.

Bir ders 1 GB olduğuna ve bir öğrencinin haftalık 35 saat ders alması gerektiğine göre tüm dersleri takip etmeye kalkan bir öğrencinin aylık 140 GB internete ihtiyacı oluyormuş.

Tabi bu çocuğun iyi bir bilgisayar bilgisi ve bozulmayacak bilgisayarı da olmalı.

Eğer evde bilgisayar ya da ev interneti yoksa çocuğun tüm derslere erişmesi mümkün değil. Evde akıllı telefon olması çocuğun işini görmüyor. Zira liseye gidene kadar çocuklara akıllı telefon almak hem sağlıklı değil hem de toplum o kadar zengin değil.

Bilgisayar fiyatları da aldı başını gidiyor.

Öğretmen derse bağlanana kadar zaten 40 dakikalık süre geçmiş oluyor.

Onun için okulların bir şekilde yüz yüze eğitime açılması ve hemen ardından da teknoloji derslerinin sayısının artırılması gerekiyor.

Yoksa “Evinizde akıllı telefon var mı” sorusu dışında soru soru sormadığınız çocuğun uzaktan eğitimde başarılı olmasını beklemek de o şekilde eğitim alan nesilden hayır beklemek de hayal olur.


25 Eylül 2020 Cuma 12:51
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

KOMŞUSU AÇKEN ÜLKÜCÜ UYUMAZ

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin başlattığı “Askıda Ekmek”

DESTEK BEKLİYORUZ

Karasu Karapınar Mahalle Muhtarı Oğuzhan Öztürk, eski Belediye Başkanı Mehmet İspiroğlu’nun döneminde

GELECEĞE NEFES OLACAKLAR

Karasu’da ki okullarda, ülkede çıkan orman yangınlarına dikkat çekmek amacıyla fidanlar toprakla buluştu.

DİYALİZ KONUSUNDA MUTABIKIZ

26 Eylül Cumartesi günü gerçekleşen 7. Olağan İlçe Kongresi’nin ardından yönetimi ile birlikte mahalle ve

YUVALIDERE ÇITAYI YÜKSELTTİ

Türk Standartları Enstitüsü (TSE) uzmanlarının gerçekleştirdiği denetimler sonucu Karasu Yuvalıdere

O YOLDA ÇALIŞMALAR BİTTİ

Sakarya Büyükşehir Belediyesi tarafından Karasu Kurudere ve Yenidoğan mahallelerinde başlatılan asfalt

SAKARYA - HAVA DURUMU

SAKARYA

Ziyaretçi Sayacı

Bugün:
0 hit, 0 ziyaretçi, 0 ziyaret
Bu hafta:
1812 hit, 979 ziyaretçi, 1384 ziyaret
Bu ay:
5794 hit, 2555 ziyaretçi, 4448 ziyaret
Toplam:
428209 hit, 131416 ziyaretçi, 198065 ziyaret
bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort şişli escort escort istanbul yeni escort escort bayan ataşehir escort mecidiyeköy escort beylikdüzü escort sakarya escort kocaeli escort escort bayan bodrum bodrum bayan escort
şişli escort şirinevler escort