sakarya-kuzey-gazetesi-haber-ihbar-hattı-0536-073-72-72 Baiylerimiz Arzum kırtasiye-Mert kırtasiye- Birlik büfe-Duman market-

04 Haziran 2020 Perşembe

SAKARYAKUZEY

“Anılmak” İstiyorlar!

İSMAİL HAKKI YAVUZYİĞİT

İSMAİL HAKKI YAVUZYİĞİT

E-Posta : yavuyavu@mynet.com

“Çocuk da yaparım, kariyer de” sözleri geçiyordu dinlediğim bir şarkının içinde. Oldukça iddialı bir ses tonuyla söylenen bu şarkı çok hoşuma gitmişti aslında. Gün gelecek ve anlamını bulacağını hiç düşünmemiştim oysaki… Güzel Karasu’muzda çok sık olmasa da, ara sıra güzel sanatsal etkinliklere de rastlaya biliyoruz bazen. Elli bin kişiden daha kalabalığız gerçi, fakat bakıldığında boş vakitlerini sanatsal faaliyetlerle geçirenlerimizin oranı oldukça yetersiz. Sanatla ilgilenmenin insan doğasındaki etkilerini birçok söyleşimde bizzat gözlemleme şansı bulduğum için ben bir fikir sahibiyim. Yinede yetmeyeceği için, herkesin bu konularda fikir sahibi olabilmesi sağlanmalıdır. Özellikle eğitim camiamızın konu hakkında çeşitli araştırmalar yapması ve makaleler yayınlaması elzemdir.



Yeryüzünde kaç çeşit sanat türü vardır acaba? Hiç düşündünüz mü? Tümünü saymaya başlamadan, sadece müzik sanatı için şu bilgiyi vermek dahi yeterlidir konunun önemini belirtmek adına. Türk İslam tarihindeki uygulamaları araştırarak başlayabiliriz işe mesela.  Büyük İslam bilgini ve filozoflarından İbn Sina (980-1037) Farabi’nin eserlerinden çok yararlandığını ve hatta musikiyi de ondan öğrenerek tıp mesleğinde uyguladığını ifade etmiş ve şöyle demiştir: “Tedavinin en iyi yollarından, en etkililerinden biri hastanın akli ve ruhi güçlerini artırmak, ona hastalıkla daha iyi mücadele etmek için cesaret vermek, hastanın çevresini sevimli, hoşa gider hale getirmek, ona en iyi musikiyi dinletmek ve onu sevdiği insanlarla bir araya getirmektir. Bu bilgilere ulaşmamı sağlayan eseri ve yazarını sizlere özellikle tavsiye edeceğim, lütfen okuyun. ” Yrd. Doç. Dr. Pınar Somakcı'nın Türklerde Müzikle Tedavi başlıklı çalışmasından. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı: 15 Yıl, 2003/2 (131-140 s.). Konumuz sanat, sanatta güzel olunca insanın kendini mutlu hissetmesi kadar doğal bir şey yok dünyada. Bu yıl ikinci kez bir resim sergisi açıldı Karasu’da… İlki Karasu HEM kursiyerleri ve hocalarının yaptıkları güzel eserlerle, Karasu Belediyesi giriş katında açılmıştı. O sergideki eserleri yapım aşamasından sunum aşamasına kadar takip etme şansı bulmuştum. Bu defa ise sadece sergi aşamasında haberdar olduğum bir çalışmayı görecektim. Zaman zaman sanal ortamda yayınlanan resimlerden azda olsa haberim vardı gerçi, fakat yerinde gözlememek gibi olamazdı asla. Yapılan duyurular sayesinde haberdar olduğumuz açılış saatinden önce sergiye giderek, kimsenin olmadığı bölümleri en güzel şekilde değerlendirdim ve tüm resimleri inceleme şansı buldum. “Eylül Sanat Evi” çatısı altında bu çalışmaları gerçekleştiren kursiyerler ve onlara yardımcı olan hocaları ile tek tek yaptıkları resimler hakkında bilgiler aldım. Kullandıkları renklerin anlamından tutun da, yaptıkları resimlerdeki duygulara kadar her konuyu konuştuk. Sohbetimize öncelikle bu güzel serginin gerçekleşmesinde başrolde yer alan kurs hocası Zelife Arslan ile başladık. Tam bir resim tutkunu olduğu daha ilk cümlesinden anlaşılan Zelife Hanım, aslını isterseniz yitik bir değerdir güzel Karasu’muz için. Kendi ifadelerinden de çok rahatlıkla anlaşılan bu durum, gözlem ve tecrübelerimde anlamını buluyor. Aslında diyor, kadın olmasaydım, bir erkek olsaydım ve özgürce hareket edebilme imkanı bulsaydım, çok daha önceden ve son derece başarılı çalışmalara imza atabileceğini söylüyor. Karasu gibi bir yerde ve bir kadın olarak ancak bu kadarını, üstelik büyük zorluklarla mücadele ederek başara bilmiş Zelife Hanım.

Daha çocuk yaşlarında fark ettiği bu yeteneğini özgürce değerlendirmiş önceleri. Lise yıllarında tanıştığı eşi için vazgeçtiği eğitimi yüzünden belki de en büyük arzusu olan resimden kopmuş bir anda. İki büyük aşkı arasındaki tercihini eşinden yana yapmış. Hazır eşinden bahsetmişken şunu da ifade etmeden geçmemeliyim. Güzel bir söz vardır ya hani, “Her başarılı erkeğin arkasında, bir kadın vardır” diye. Burada durum tam tersi… Zelife Hanımın başarısının arkasında eşinin katkısı çok büyük. Zelife Hanımla birlikte eşi de tam bir resim tutkununa dönüşmüş zamanla. Zelife Arslan’ın resim tutkusu, evliliği ve çocukları ile şekillenmiş hep. Sorumlulukları sürekli bir adım önde olmuş. Çocuklarını yetiştirip de, kendine biraz daha zaman ayırabildiği anda ilk sergisini açmış İstanbul’da. Kızını çizdiği bir tabloyu hediye eder doğum gününde ona… Kızı da o tabloyu çalıştığı iş yerinde duvarına asar. İş yeri dediğime bakmayın siz, İstanbul’un en tanınmış resim sergilerinin de düzenlendiği dev bir işletmedir burası. Resim sergilerini de düzenleyen patronu bu resmi tesadüfen gördüğünde kimin yaptığını sorar. Zelife Hanımın ilk büyük sergisi bu sayede, üstelikte ülkemizin ve hatta dünyanın en ünlü ressamlarının eserlerinin de sergilendiği bu salonda görücüye çıkma şansı bulmuş olur. Herkes tarafından büyük bir ilgi gören bu sergi, o günlerde tüm ulusal kanallarda ve basında yer alır. Bu anıyı Zelife Hanım anlatınca bende haliyle devamında diğer büyük sergilerini anlatmasını bekledim. Fakat maalesef girişte belirttiğimiz gibi, o bir kadındı ve bir yığın sorumluluğu vardı. Sorumlulukları ağır bastı yine ve resme uzunca bir süre daha ara vermek mecburiyetinde kaldı. Bir insan şayet bir konuda yetenekliyse, ya doğrudan kendisi ilgilenir, ya da ilgili birilerine destek olmak ister muhakkak. Kendi oturdukları binanın en alt katını resim kursu açmak isteyen bir bayana kiraya verirler. Sanırım o dönem Jandarma Komutanı olan kişinin eşidir o kişi. Eşinin tayini çıkıp da Karasu’dan ayrılmaları gerektiği için bu kurs kapanma tehlikesi ile karşı karşıya kalır. Kursun kapanmasına gönlü razı gelmeyen Zelife Hanım kendisi devam ettirmeye karar verir. İşte bu serginin temelleri de orada atılmıştır. Sohbetimize o esnada Zelife Hocamızın, benim tabirimle talebeleri, hocamızın tabiri ile arkadaşları da katılıyor. Tümünü önceden beri çok yakinen tanıyorum… Hatta öyle ki, bir tanesi benim Merkez İnönü İlk Okulunda 1992 yılında çalıştırdığım bir oyuncumun annesiymiş. Oyuncumu bu sergide tesadüfen görüp tekrar konuşma imkanı buldum yıllar sonra. Bir kursiyer, eczacı arkadaşım Sn. Serdar Şen’in annesi. Bir diğer kursiyer ise tanınmış iş adamlarından Sn. Mustafa Kuyubulu’nun eşi Sn. Sibel Kuyubulu hanımefendi. Daha bir çok kursiyer var gerçi, fakat ben o esnada sadece bu kişilerle sohbet etme imkanı bulabildim. Hepsinin ayrı bir hikayesi ve katılma gerekçeleri var bu faaliyete. En önemli gördüklerim, Bayan Şen’in söylediği “Aman İsmail, bu yaştan sonra yapacak daha güzel bir şey bulamadım” sözü oldu. Keşke hayatın her anında olsa bunlar ve bu yaşlara bırakmasak bazı şeyleri… Bir diğeri, oyuncumun annesinin anlattığı ve diğer bir kursiyerle ilgili anı oldu. “Son derece karlı bir günde, hiç kimsenin o gün kursa gelmeyeceğini düşündükleri bir durumda, kurs yerlerine geldiklerinde gördükleri manzaradır. Ayağından defalarca ameliyat olmuş olan kursiyerleri, üstelik yağan kara ve zor şartlara rağmen, baston değnekleri yardımıyla kurs kapısında hocasının gelmesini beklemekteymiş” Azim ve kararlılık işte budur diyorlar… Son sözü Bayan Kuyubulu söylüyor. “Başka işiniz mi yok? Ya da siz ne anlarsınız resimden? Diyen ve belki de bunu bizlere yakıştıramayan tiplerle de çok karşılaştık” diyor. Buna benzer sözler benim içinde çok kullanıldığı için pek yabancısı değilim… O nedenle rahatlıkla söylüyorum, söyleme değil eyleme bakmakta fayda var ve sizler çok doğru işler başarıyorsunuz. Elinize ve emeğinize sağlık… Yeni sergilerinizde görüşmek üzere… Kalın sağlıcakla...


12 Temmuz 2014 Cumartesi 12:43
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

YAVUZYİĞİT İÇİN KENETLENDİK

Kızılay Karasu Şube Başkanlığı tarafından Pazartesi günü Karasu Atatürk Bulvarı’nda kan bağışı ve

SESSİZLERİN SESİ OLDULAR

Hayvan Hakları Eğitim Derneği Karasu Şubesi üyeleri tarafından yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle

SEFERLER BAŞLIYOR

VİB Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Suat Akın, koronavirüs önlemleri kapsamında seferlerine ara veren VİB

ÜRETİCİLERE GAZETE DAĞITILDI

Yavuz Gıda Karasu İlçe Temsilcisi Ziraat Mühendisi Ufuk Güneş sürdürebilirlik tarım projesi kapsamında

KORUMA ALTINA ALINDI

Karasu Karapınar Mahallesi’nde Muhammet Albayrak adlı bir vatandaş tarafından bulunan yavru karaca Orman ve Su

KARASU’YU YASA BOĞDU

Karasu’nun sevilen simalarından Engin Arslan, yakalandığı amansız hastalığa yenik düştü. Akciğer

SAKARYA - HAVA DURUMU

SAKARYA
bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort şişli escort escort istanbul yeni escort escort bayan ataşehir escort mecidiyeköy escort beylikdüzü escort sakarya escort kocaeli escort escort bayan bodrum bodrum bayan escort