27 Ekim 2020 Salı

SAKARYAKUZEY

Oyuna gelmeyin

ERMAN CİNASOĞLU

ERMAN CİNASOĞLU

E-Posta : erman.cinasoglu@facebook.com

Malumunuz referandum tarihinin kesinleşmesi ve sürecin başlaması ile birlikte siyasi hareketlilikte iyiden iyiye arttı. Hal böyle olunca siyasi liderlerin üslupları da giderek sertleşmeye başladı. Zaten bir süredir her iki tarafın birbirine karşı olan söylemlerini gayet iyi biliyorsunuz. Bir kesime göre referandumda hayır diyecek olanlar vatan haini. Gerekçe dağdaki teröristin, şehirdeki Fetö'nün ve diğer terör örgütlerinin hayır tarafında tutum almaları. Öte yandan hayır cephesi de referandumda evet diyenleri vatana ihanet etmekle suçladı. Onların gerekçesi ise yeni sistemin demokrasiyi ortadan kaldıracağı iddiası. Bir süre önce de söylenen sözler amacını aşıp olayın boyutları toplumsal zıtlaşmaya doğru gitmeye başlayınca da her iki siyasi cephe "Yok biz öyle söylemedik. Aslında anlatmak istediğimiz şuydu" gibi üstü örtülü ama yine de imalı cümlelerle işi toparlamak için çalışmaya başladı. Zaten öyle olmak zorundaydı çünkü bundan çok değil sadece bir hafta on gün önce vatan haini ilan ettikleri insanlardan oy istemek için kapılarına gidecekler. Bir de sahaya inince meydandaki durumun kürsüden sallamak kadar kolay olmadığını gördüler. Ben bu referandum meselesi ile ilgili düşünmeye başladığım zaman aklıma Erkan Yolaç'ın yanlış hatırlamıyorsam bundan 25 yıl önce döneme damga vuran "Evet-Hayır" yarışması geliyor. Şimdi okurken o günleri gözünüzde canlandırdığınızı tahmin ediyorum. Üstat Erkan Yolaç seyirciler arasından gözüne kestirdiği birini İzmir Marşı ile sahneye davet ederdi. Sahnedeki tanışma merasimi en fazla 2 ya da 3 soru sürer en fazla da 1 dakika içinde tanışma işi biter yarışmaya geçilirdi. Kaldı ki bu sürede sahneye gelen yarışmacı halen heyecanını üzerinden atamamış bir halde olur ve yarışmaya başladığında yarışmacının adrenalini yükselmiş, ateşi tansiyonu yükselmiş, yanakları heyecandan kıpkırmızı bir hal almış olurdu. Ve üstat kendine has üslubu ile yarışmacıya birbiri ardına sorular sorardı. Yarışmayı kazanabilmenin tek yolu o iki yasaklı kelimeyi "Evet ya da Hayır" kelimelerini kullanmadan bütün sorulara mantıklı cevap vermekti. Bu arada sorulara cevap verirken başınızı emme basma tulumba gibi sallamayacaktınız. Ve üstat işini o kadar iyi yapardı ki sahneye çıkan 20 yarışmacıdan en fazla bir ya da iki tanesi kazanabilirdi.
 
Hatta bazı günlerde sahneye kaç kişi çıkarsa çıksın hiç birisi yarışmayı kazamazdı. Kazananlara da borcam, tencere, tava, bardak falan verilirdi. Ama Yolaç sonuç ne olursa olsun İzmir Marşı'yla davet ettiği yarışmacısını Mehter Marşı'yla yerine uğurlardı. Sonuç itibari ile Erkan Yolaç'ın yarışmasında Evet diyen de Hayır diyen de kaybediyordu ama ister Evet dediği için kaybetsin ister Hayır dediği için kaybetsin sahneye çıkıp tekrar yerine oturan herkes mutlu oluyordu.
 
Nostaljiyi bitirip günümüze baktığımız zaman Erkan Yolaç'ın o meşhur yarışmasını tekrardan canlı olarak yaşadığımızı düşünüyorum. Toplumun önemli bir kesimi elbette kararını vermiş durumda ama yine de çok büyük bir kitle halen kararsız. Ve o kararsız kitle şu an kendini yarışmada gibi hissediyor. Evet dese de hayır dese de kaybedenlerden olacağını düşünüyor. Bunun tek bir nedeni var. Şu an herkes sadece bu konudaki ön yargısını, televizyondan ve düzenli olarak okuduğu gazetelerde yer alan haberlerden ilham alarak oluşturmuş durumda. 
Propaganda süreci daha yeni başladığı için büyük bir çoğunluk aslında neye evet veya neye hayır diyeceğinden haberdar değil. Ve işin kötüsü de ne biliyor musunuz? Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar. Şu anda toplumun içinde huzursuzluk çıkarmaya en yakın olanlar en kontrolsüz davrananlar da bu kişiler. Kaldı ki gerek günlük yaşamda gerekse sosyal medyada bu yüzden tartışmaya girip araları açılan insanlar var. Aman haa siz siz olun bu hataya düşmeyin. Sandık başına gidince mutlaka tercihinizi yapın. Erken Yolaç her ne kadar ısrarla söylese de biz kafamızı hiç kimseye emme basma tulumba gibi sallayacak bir toplum değiliz.

Bu arada son günlerde ortalıkta, kampanya başlattık referandumda oy pusulasının üstüne fındık yazıyoruz tepki veriyoruz falan gibi şeyler dolanıyor. Üstelik buna inanıp ben öyle yapacağım diyenler de var. Sakın ha öyle bir hataya düşmeyin. Oyuna gelmeyin. Ülkenin geleceği için herkesin oyuna ihtiyaç var. Fındık mındık yazarsanız vurduğunuz mühür ne olursa olsun oyunuzun geçersiz sayılacağını aklınızdan çıkarmayın. Bu günden başlayıp sandığa kadar gidecek olan süreci iyi okuyup neye karar vereceğimizi iyi anlamak ümidiyle...


25 Şubat 2017 Cumartesi 09:53
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

ÜLKE GÜNDEMİ

GÖRÜŞMELER SONUÇ VERDİ

Karasu Kuyumcullu Mahalle Muhtarı Mustafa Çalık’ın, Kuyumcullu kavşağında sürekli yaşanan kazalara karşı

ANILAR SİLİNMEYECEK

Karasu Karapınar Mahallesi Muhtarı Oğuzhan Öztürk, mahalle sakinlerinin 1960-1970 yıllarında su ihtiyacının

BİRİM BAŞKANLARI BELLİ OLDU

26 Eylül’de gerçekleşen Ak Parti Karasu İlçe Kongresi’nin ardından hız kesmeden çalışmalarına devam eden

KOMŞUSU AÇKEN ÜLKÜCÜ UYUMAZ

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin başlattığı “Askıda Ekmek”

DESTEK BEKLİYORUZ

Karasu Karapınar Mahalle Muhtarı Oğuzhan Öztürk, eski Belediye Başkanı Mehmet İspiroğlu’nun döneminde

GELECEĞE NEFES OLACAKLAR

Karasu’da ki okullarda, ülkede çıkan orman yangınlarına dikkat çekmek amacıyla fidanlar toprakla buluştu.

SAKARYA - HAVA DURUMU

SAKARYA

Ziyaretçi Sayacı

Bugün:
0 hit, 0 ziyaretçi, 0 ziyaret
Bu hafta:
479 hit, 224 ziyaretçi, 376 ziyaret
Bu ay:
6321 hit, 2736 ziyaretçi, 4869 ziyaret
Toplam:
428736 hit, 131586 ziyaretçi, 198486 ziyaret
bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort şişli escort escort istanbul yeni escort escort bayan ataşehir escort mecidiyeköy escort beylikdüzü escort sakarya escort kocaeli escort escort bayan bodrum bodrum bayan escort
şişli escort şirinevler escort