27 Eylül 2020 Pazar

SAKARYAKUZEY

KAFAYI KULLANIRSAK

ERMAN CİNASOĞLU

ERMAN CİNASOĞLU

E-Posta : erman.cinasoglu@facebook.com

Geçtiğimiz yıl Kasım sonu Aralık ayı başlarında haber bültenlerinde 15-20 saniyelik spor olarak geçen bir haber olarak girdi hayatımıza korona. İlk başlarda birçoğumuz hiç üzerinde durmadık hatta dinlemedik bile. Kısa bir süre sonra hastalık Çin’de yayılmaya başlayınca “Yok canım, bize gelmez” dedik ve izlemeye başladık. Sadece biz değil bütün dünya aynı şeyi düşündü. Tedbirlerin geç alınması, milyonlarca insanın enfekte olması, yüzbinlerce insanın ölmesi, dünya ekonomisinin durma noktasına gelmesi de zaten bu yüzdendi. Dünya “Bize bir şey olmaz” mantığıyla hareket etmenin cezasını çekiyor. Tabi ülke olarak biz de bundan payımızı alıyoruz. İlginç olan şu ki Türkiye bu konuda olayın ciddiyet kazandığı ilk günden bu yana öyle bir mantıkla hareket etmedi. Alınabilecek bütün önlemleri zamanında ve uygun kriterler çerçevesinde almaya gayret etti. Öyle olduğu halde bile bu gün yaklaşık 160 Bin vakamız var. Virüsü alanların tamamı karşısındakine “Bana bir şey olmaz” mantığıyla yaklaşanlardı. Bulaştıranların tamamı ise “Bende yok” diyenler oldu.  Sonuç ortada, 160 Bin vaka, yaklaşık 4500 kayıp. İnşallah bundan daha kötüsü olmaz.

Tabi aylardır devam eden bu kötü gidişat ve tüm dünyanın girdiği ekonomik dar boğaz artık katlanılabilecek seviyelerin üzerine çıktı. On binlerce şirket iflas bayrağını çekti, ülkeler ekonomilerini sürdürebilmek için borç almaya başladı. Dünyanın merkezi olarak görülen Avrupa bile büyük sıkıntıya girdi. Şimdilerde ise bunu aşmak için büyük riskler alıp hayatı yeniden normale döndürmeye çalışıyorlar. Elbette bunun bir faturası olacak ama görünen o ki bu faturayı ödemeyi göze almışlar. Ve bundan sonra yaşanacak kayıplar için de söyleyecekleri tek şey “Biz uyardık” olacak. Türkiye bu korona ile mücadele konusunda dünyanın önde gelen ülkelerinden bir olarak dikkat çekti. Öyle ki ülkemizde verilen mücadele akademik kaynak olarak tıp literatüründe yerini almaya hazırlanıyor. Ben şahsen hem hastalığın kendisi ile mücadele anlamında hem de ekonomik etkilerin bertaraf edilmesi anlamında ciddi bir uğraş verildiği ve bu sayede en azından ileriye dönük plan yapabildiğimizi düşünenlerden biriyim. Eminim ülke olarak bu işi boşlamış, vurdumduymaz davranmış olsaydık şu an çok daha içleri acısı bir halde olurduk. Dolayısı ile şu günlerde birçok Avrupa ülkesine göre daha rahat bir konumdayız ve alınan tedbirlerin yavaş yavaş esnetildiğini görüyoruz.

Türkiye her ne kadar tarımda ve sanayide gelişen ülkeler arasında yer alsa da ekonomisinin büyük bir bölümünü turizm gelirleri oluşturuyor. Ve korona en çok ta turizmi vurdu. Yaz aylarının gelmesi ve vaka sayılarının düşüşe geçmesi ile birlikte kısıtlama tedbirlerinin kaldırılmasına yönelik atılan adımlar da turizm sektörü ile başladı. Tabi malum kesim bunu siyaset malzemesi olarak kullanıyor ama ve ben, turizmi deniz kenarında oturup rakı içmek olarak algılayan zihniyetten başka bir şey beklemiyordum. Turizm her şeyden önce insan trafiğidir. Turizmin temelini insanların bölgesel hareketlilikleri oluşturur. Ve ülke ekonomilerinin ayakta durabilmesinin en büyük şartı budur. Toplum ne kadar hareketli ise ekonomi de o kadar sağlam ve güçlüdür. Dolayısı ile Türkiye’nin turizm alanına yapmış olduğu bu açılım koronadan sonraki süreçte, yeni dünya düzenine uygun olarak, yeniden toparlanmak için atılan en önemli adımlardan biridir. Tabi bunu fırsata dönüştürebilmek oldukça önemli.

Malumunuz korona dünyadaki her şeyi olduğu gibi günlük yaşantıyı ve turizmi de kökünden değiştiriyor. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Mesela geçtiğimiz yıl turizm beldelerinde gördüğümüz üst üste güneşlenen denize giren insan yığınlarını göremeyeceğiz. Hınca hınç dolu işletmeler, havuzlar, insanların omuz omuza atlayıp zıpladığı eğlence mekanları uzunca bir müddet olmayacak. Tatil anlayışı tümden değişecek. İnsanlar dinlenmek için, insan yoğunluğunun daha az olduğu, daha sakin, doğa ile daha iç içe olan ve daha müstakil planlar yapacak ki bunu ben karnımdan uydurmuyorum. Yapılan araştırmalar söylüyor. Geçtiğimiz hafta internette böyle bir çalışmaya denk geldim. İnsanlara tatil planı ile ilgili düşünceleri sorulmuş. Ege ve Akdeniz, Türkiye’nin yaz ve deniz turizmi açısından lokomotifi evet. Ama bundan sonra sekteye uğrayacaklar. Zaten bölgenin korkusu da bu. İnsanları üst üste doldurarak total turizm gelirinden müthiş pay alıyorlardı ama bundan sonra pek mümkün olmayacak. Çünkü insanlar artık daha steril planlar üzerinde duruyor. Size, çarpıcı bir gerçekten bahsetmek istiyorum. Ege ve Akdeniz’de mülk sahibi olmayan ve konaklama ihtiyacını günübirlik otel, pansiyon gibi tesislerde geçiren tatilcilerin yüzde 50’liye yakınının, önümüzdeki birkaç yıl için planlarını tamamen değiştirdiği ortaya çıktı. Daha kısa mesafeli seyahatler, doğa ve kültür odaklı ziyaretler ön planda. Dolayısı ile Karadeniz’e ve bölgemize olan ilgi geçmişe nazaran önemli ölçüde arttı.

Geçtiğimiz günlerde yine Türkiye’deki kumsallarla ilgili ilginç bir araştırma daha yayınlandı. Ve haberi milyonlarca kez okundu. 62,1 kilometrelik uzunluğu ile Tarsus-Seyhan kumsalı Türkiye’nin en büyük kumsalı olurken, Sakarya kumsalı 59,3 kilometrelik uzunluğuyla ikinci sırada yer aldı ve Sakarya kumsalının Türkiye’nin, bir ilin kıyısı boyunca kesintisiz uzanan tek kumsalı olduğu ortaya çıktı. Takdir edersiniz ki Kocaali bu kumsalın büyük bir bölümüne sahip. İlçenin turizm bölgesinden çıkarılmış olması da elimizdeki bu doğal hazineyi daha rahat kullanabilmemize olanak sağlıyor. Şimdi her şeyi baştan alçak olursak, korona bütün turizm planlarını değiştirmiş, insanlar tatil için daha geniş, daha doğal ve temasın az olduğu yerlere yöneliyor iken ilçemizin elinde de böyle büyük bir nimet varken bunu fırsata dönüştürmek için önümüzde herhangi bir engel göremiyorum. Bir an önce harekete geçmeli, kısa ve orta vadeli planımızı ivedilikle hazırlamalıyız ve bunu herkesin kolaylıkla ulaşabileceği şekilde erişime sunmalıyız. “Her hayrda bir şer, her şerde bir hayr var” Bence biz bu işin hayrını aklımızı kullanırsak rahat rahat görebiliriz… Sağlıkla kalınız…


28 Mayıs 2020 Perşembe 09:58
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

ÜLKE GÜNDEMİ

SEDAŞ FACİAYI ÖNLEDİ

Karasu Ortaköy Mahalle Muhtarı İsmet Turan, SEDAŞ ekiplerinin yüksek gerilim hattına acilen müdahale ettiğini

GARİP EMEKLİ OLDU

35 yıldır öğretmenlik mesleğini icra eden İlhan Garip, emekli oldu. Çocuk sesinden uzak kalmak istemediğini

AYDIN: “TEZGAHLAR ŞENLENDİ”

Karasu Yakamoz Balıkçılık sahibi Ali Aydın, balık piyasasını değerlendirdi. Aydın, “Her gün taze balık

KONGRE CUMARTESİ GÜNÜ YAPILACAK

Ak Parti Karasu İlçe Teşkilatı’nın koronavirüs salgını ve yasaklardan dolayı ertelenen 7’inci Olağan

O MAHALLE ŞEHİTLERİNİ UNUTTURMADI

Tunceli'nin Mazgirt ilçesinde 2003 yılında şehit olan Serkan Sağır’ın babası aynı zamanda Resuller Mahalle

KARASU’DA TEK BELGELİ OKUL

Türk Standartları Enstitüsü (TSE) uzmanlarının gerçekleştirdiği denetimler sonucu Karasu Sezi Eratik Ortaokulu

SAKARYA - HAVA DURUMU

SAKARYA

Ziyaretçi Sayacı

Bugün:
0 hit, 0 ziyaretçi, 0 ziyaret
Bu hafta:
1053 hit, 613 ziyaretçi, 783 ziyaret
Bu ay:
3892 hit, 2281 ziyaretçi, 3243 ziyaret
Toplam:
421775 hit, 128983 ziyaretçi, 193079 ziyaret
bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort şişli escort escort istanbul yeni escort escort bayan ataşehir escort mecidiyeköy escort beylikdüzü escort sakarya escort kocaeli escort escort bayan bodrum bodrum bayan escort
şişli escort şirinevler escort