24 Ekim 2020 Cumartesi

SAKARYAKUZEY

GÜZELLİK UYKULARI BÖLÜNMESİN DİYE

ERMAN CİNASOĞLU

ERMAN CİNASOĞLU

E-Posta : erman.cinasoglu@facebook.com

Malumunuz ilçemiz, ekonomisi büyük oranda tarıma ve fındığa bağlı olarak şekillenen bunun yanı sıra sahip olduğu doğal güzelliklerin getirmiş olduğu alternatif kuvvet ile turizm anlamında da söz sahibi olmak isteyen bir ilçe. Turizm ayrıca, fındık ve tarımsal faaliyetlerin eksik kaldığı noktalarda alternatif bir geçim kaynağı. Her ne kadar biz henüz turizm anlamında cazibesi olan bir ilçemize olmamıza rağmen yeterli bilinirliğe ulaşamamış olsak da altyapı konusunda tüm imkanlara sahip olduğumuz bilinen bir gerçek. Bakir bir yapımız var ve bunu istediğimiz gibi şekillendirebiliriz.

Bununla ilgili olarak daha önce yazdığım yazılarda sürekli olarak turizm altyapımızın işletmeler düzeyinde eksik olduğunu konaklama ve eğlence işletmeleri gibi sektörde faaliyet gösteren işletmelerin yetersizliğinden bahsettim. Hatta birinde, tatilci olarak ilçeye gelen bir vatandaşın ayrılmak istediğini ve bunu neden yapmak istediğini yazdığım için tepki aldığım bile olmuştu. Yıl 2020 oldu, ancak hala bu bahsettiğim konularda herhangi bir gelişme kaydedemedik. Bırakın gelişmeyi yatırım yapan işletme sahiplerinin nereye masa sandalye şemsiye koyacaklarını nereye gölgelik yapacaklarını bile bir düzen ve sisteme bağlayamadık.  Açık konuşmak gerekirse gelişi güzel başladığımız turizm işine başladığımız gibi gelişi güzel devam ediyoruz. Ben daha önce bununla ilgili birçok araştırma yaptım. Öyle çok büyük yerler üzerinden değil, küçük ve imkanları zamanında kısıtlı olmasına rağmen turizm anlamında ciddi mesafe kat eden ve adından söz ettiren yerlerin neler yaptıklarına göz gezdirdim. Gerçekten radikal kararlar alıp toplum hassasiyetini de gözeterek çok büyük işler başaran ilçelere şahit oldum. Gerek mimari anlamda gerekse turizm altyapısı ve sektörel dizayn anlamında, sınırları zorlayacak adımlar atıp zinciri kırmışlar ve deyimi yerinde ise yılın on iki ayı turizm geliri olarak paraya para demiyorlar. Bizim de bu konuda kendimizi aşmamızın zamanı çoktan geldi.

Yine turizmin birebir bağlı olduğu en ciddi sektörlerden birisi inşaat sektörü. Özellikle son altı yedi yıldır Kocaali’de de bu konuda ciddi atılım var. Bu yılın şimdiye kadar olan kısmı için bakmadım ama, geçtiğimiz yıl yaptığımız haberlerin birinden hatırladığım kadarıyla birkaç aylık süre içerisinde verilen inşaat ruhsatı sayısı yedi yüz civarındaydı. Bu yıl malumunuz korona denen bela ile başladığı için öyle yüksek sayıda olduğunu düşünmüyorum. Zaten Şubat ayının başından Haziran ayının sonuna kadar her yerde olduğu gibi inşaat sektöründe de hayat neredeyse yarı yarıya durma noktasına gelmişti. 1 Temmuz itibari ile yani kısıtlamaların büyük oranda kaldırılmasının ardından sektör yeniden canlanmaya başladı. Yatırımcı yavaş yavaş zararını telafi etmeye, inşaata bağlı tedarikçi alt sektörler ve insan iş gücü de yeniden kazanmaya başladı. Geride bıraktığımız korona aylarının zararı kolay kolay telafi edilecek gibi değil. Ayrıca Ekim Kasım gibi ikinci dalganın gelmesi de bekleniyor. Hatta bu bir ihtimal falan da değil, kesin gelecek. Vereceği zarar ilk dalga gibi olur mu olmaz mı orası belli değil ama yine, belirli sektörlerin faaliyetlerinin durdurulması gibi sokağa çıkma kısıtlaması gibi yasaklarla karşı karşıya kalacağımız açık seçik ortada. Dolayısı ile geride kalan beş altı aylık süreçte zarara giren inşaat sektörü bir iki ay sonra yeniden yavaşlamaya başlayacak. Şu dönem hem onlar için hem de yatırım yaptıkları yerler için çok önemli. Zira zararlarını telafi etmek için daha çok ve yoğun çalışıyorlar bu sayede yerleşim yerlerinin gelişimini de hızlandırıyorlar. Kocaali’de bu anlamda nimetten faydalanan bir ilçe. Son bir aydır geride kalan altı aya göre müthiş bir hareketlilik ve sektörde canlılık var. Yaz sezonuyla birlikte bu canlılık ikiye katlandı.

Hal böyle iken, geçtiğimiz hafta içi turizm sezonundan dolayı inşaat faaliyetlerinin belirli saat aralıklarıyla kısıtlanması kararı alındı. Biraz sokaktan biraz da sosyal medyadan takip ettim. Tartışmaya açık bir karar. Haklı ve gerekli bulanlar kadar yerinde olmadığını düşünüp tepki verenler de var. Özellikle yatırımcı kesiminin bu durumdan pek hoşnut olmadığı ortada. Kaldı ki bence de öyle. Zira bizim zaten henüz turizm denen bir şeyimiz yok. On on beş tane çay ocağı, dört beş tane pansiyonla, kumsalda yirmi metrelik iskeleyle, yılın on bir ayı boş kalan tatil siteleriyle turizm olmaz.  Turizmin olmadığı yerde de turizme zarar veriyor diye bir karar almak bence pek normal bir durum değil. Kaldı ki sektör zaten koronadan dolayı darbe yemiş. Yeni yeni ayağa kalkmaya uğraşıyor ve gece gündüz çalışıp önümüzdeki aylarda gelecek korona darbesine hazırlık yapıyorken, en azından bu yıl için böyle bir kararın alınması bence doğru değil. Ayrıca yaz aylarında havanın sıcak olmasından dolayı zaten işçi dış cephede doğru dürüst çalıştırılamıyor, dışarıdaki ağır işler, işçinin sağlığı için havanın daha serin olduğu ya sabahın erken ya da akşamın saatlerine bırakılıyor. Özellikle bizim, müteahhide iş yapan yerli esnafımızın önemli bölümü gündüz bağına bahçesine bakarken akşam da inşaat işini hallediyor. Şimdi 60 gün boyunca o da yasak.

Ben konuya bu açıdan bakıyorum. Zira bu ilçenin gelişip büyümesi tamamıyla inşaat sektörüne bağlı. İnşaat ne kadar hızlı olur ve belirli sınırlar içerisinde ne kadar desteklenirse, benim yatırımcım, benim işçim, ustabaşım, benim esnafım, belediyem, velhasıl benim ilçem o kadar fazla kazanır. Açıklamaya bakılırsa, herhangi bir ayrım gözetmeksizin iç ve dış cephe inşaatının tamamını kapsayan bir kısıtlama gibi görünüyor ama bence bu kısıtlama bu yıl için ya tamamıyla kaldırılmalı ya da gözden geçirilip, esnetilerek detaylandırılmalı. Öyle birkaç beyefendinin, hanımefendinin güzellik uykusu bölünüyor diye binlerce insanın ekmeğini etkileyecek, ilçenin büyümesine katkı sağlayacak milyon liralık işlerin ertelenmesine neden olacak kararlar almak, içinde bulunduğumuz şu ekonomik süreç için kesinlikle doğru değil. Ayrıca bir hafta 168 saat, çalışma izni verilen saat ise altı günde toplam 42 saat. Bunun 6 saatini de istirahatten düşersek geriye 36 saat kalır. Yani bu da yatırımcıya “Yedi günde 1,5 gün çalışacaksın” demek oluyor. İki aylık kısıtlamaya bakarsak yatırımcı 63 günde 13,5 gün çalışacak, 49,5 gün yatacak. Çalışırsa cezası var. Benim bu konuda yaptığım hesap buraya geliyor. Başka hesabı varsa buyurun, onu da siz yapın.

Sağlıkla kalınız…


29 Temmuz 2020 Çarşamba 17:28
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

ÜLKE GÜNDEMİ

GELECEĞE NEFES OLACAKLAR

Karasu’da ki okullarda, ülkede çıkan orman yangınlarına dikkat çekmek amacıyla fidanlar toprakla buluştu.

DİYALİZ KONUSUNDA MUTABIKIZ

26 Eylül Cumartesi günü gerçekleşen 7. Olağan İlçe Kongresi’nin ardından yönetimi ile birlikte mahalle ve

YUVALIDERE ÇITAYI YÜKSELTTİ

Türk Standartları Enstitüsü (TSE) uzmanlarının gerçekleştirdiği denetimler sonucu Karasu Yuvalıdere

O YOLDA ÇALIŞMALAR BİTTİ

Sakarya Büyükşehir Belediyesi tarafından Karasu Kurudere ve Yenidoğan mahallelerinde başlatılan asfalt

KARAPINAR’A DOKTOR ATANDI

Karasu Karapınar Mahallesi’nde bulunan Sağlık Ocağı’na Karasu İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından

SAKARYA - HAVA DURUMU

SAKARYA

Ziyaretçi Sayacı

Bugün:
0 hit, 0 ziyaretçi, 0 ziyaret
Bu hafta:
1479 hit, 807 ziyaretçi, 1127 ziyaret
Bu ay:
5461 hit, 2460 ziyaretçi, 4191 ziyaret
Toplam:
427876 hit, 131332 ziyaretçi, 197808 ziyaret
bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort şişli escort escort istanbul yeni escort escort bayan ataşehir escort mecidiyeköy escort beylikdüzü escort sakarya escort kocaeli escort escort bayan bodrum bodrum bayan escort
şişli escort şirinevler escort